DOĞRULARIM

Doğrularım var benim kimse için vazgeçemeyeceğim, her ne olursa olsun boş vermeyeceğim!
Kimselere beğendirmek zorunda olmadığım; beni ben yapan, kimseler yokken yanımda olan benliğim!
Değişemem kimse için ve vazgeçemem inandıklarımdan kimseler için.
Vazgeçmemeli inandıklarından insan; kaybettikleri; kaybedemem dedikleri de olsa; kaybetmeyi göze almalı sızlanmadan!
Belki gidenler olacaktır ama içim rahat etmeli başımı yastığa koyduğumda!
Yokluklarına üzüldüklerim olacaktır mutlaka da; ama eğilip bükülmekte; yakışmaz üstüme son moda da olsa!
Değişemem hiç bir şey için ve hiç bir şeyleri de olsa bir zamanlar “her şeyleri” olduklarım için.
Karaya beyaz diyemem.
Benimle, ben olduğum için gelmeyenlerle; birlikte kalamam yanımda olmaları için!
Kendinden vermemeli insan, vazgeçmemeli doğrularından.
Rüzgarın önündeki yapraktan, daha da fazlası olmalı insan!
“Düşünebilen tek canlı insandır” deyişini ders kitaplarında, unutmadan!
El açmak değildir yaşamak; başkalarının istediği gibi olmak
Kendini unutup başkaları için yaratılmış gibi yaşamak.
Yaşamak; hayata varlığınla anlam katmak!
Alıntı

İNSANİ DEĞERLER

Konferansta Neler Yaptığını Anlatan CEO Öğretmeni İşaret Ederek Yaptığı İşi Küçümser
Öğretmenin Verdiği Cevap CEOyu Böyle Kızartır
Öğretmenler, kişiliğimizin şekillenmesinde en büyük pay sahibi kişilerdendir. Çoğumuz bunu unutuyoruz. İlkokul öğretmeninizin ismini sorsak muhtemelen herkes hatırlar.
Günümüzde medya aracılığıyla CEO olmanın ne kadar büyük bir ayrıcalık olduğu dayatılır.
Elbette işini çok için yapan CEOlar olsa da bu mevkinin hakkını veremeyen birçok CEO da vardır.
CEOların yüksek maaşları medya tarafından eleştirilse de, yine aynı medya gerçek dışı tasvirlerle onları yüceltmeye çalışır.
Gerçekleştirilen küçük çaplı bir konferansta ilk konuşma büyük bir şirketin CEO suna aittir. CEO eğitimin zayıf yönlerinden dem vurur.
“Bir çocuk, hayatında yapabileceği en iyi iş öğretmenlik olan bir kişiden ne öğrenebilir ki?” der.
Sözlerine “Öğretmenlik yetenek ve kapasite ister. Yeteneği olanlar öğretmenlik yapmalı, olmayanlar ise başka işlerle uğraşmalı” şeklinde devam eder.
Konferans etiğine aykırı bir şekilde kendisini dinleyenler arasında öğretmen olduğunu bildiği kadına bir soru yöneltir.
“Mesela sen öğretmensin Bonnie. Dürüst olmanı istiyorum. Çocukların gelişimine nasıl bir katkı sağlıyorsun?” der.
Yakın arkadaşları tarafından dürüstlüğü ile tanınan öğretmen, “Nasıl mı katkı sağlıyorum?” dedikten sonra ayağa kalkar ve şunları söyler:
“Çocukların ne kadar çalışkan olduklarını ve potansiyellerini görebilmeleri için sıkı çalışmalarını sağlıyorum.
Dersi 3 ile geçseler bile bunu büyük bir başarı olarak görüyorlar.
Anne ve babaları, beş dakikalığına da olsa ellerinden telefonlarını veya tabletlerini alamazken, ben 40 dakika boyunca dikkatle ve sessizlikle beni dinlemelerini sağlıyorum.
Etrafında olup bitenlere ilgi duymalarını sağlıyorum.
Dünyayı ve hayatı sorgulamalarını sağlıyorum.
Özür dilemelerini ve bunu içtenlikle yapmalarını sağlıyorum.
İnsanlara saygı duymalarını ve yaptıkları eylemlerin sorumluluklarını üstlenmelerini sağlıyorum.
Alfabeyi öğretiyorum ve anlamlı şeyler yazmalarını sağlıyorum.
Okumalarını, daha çok okumalarını ve hep okumalarını sağlıyorum.
Matematikte ilerlemelerini sağlıyorum. Telefonlarındaki hesap makinelerini kullanmamalarını çünkü hayatta kısa yollar olmadığını öğrenmelerini sağlıyorum.
Dillerini güzel bir şekilde öğrenmelerini ve böylelikle kültürlerinden kopmamalarını sağlıyorum.
Sınıfta herkesin güvende hissetmesini sağlıyorum.
Kendilerine bahşedilen yeteneklerini kullanıp sıkı çalışarak hayatta başarılı olabileceklerini görmelerini sağlıyorum.
İşimin ne kadar gerekli olduğunu ve yeteneklerimi sorgulayanlara da paranın her şey olmadığını anlamaya çalışmalarını sağlıyorum.
Ben ve meslektaşlarım, fark yaratıyoruz.
Peki siz ne yapıyorsunuz sayın CEO?”
Ortamda sessizlik oluştuktan hemen sonra CEO birkaç cümleyle konuşmasını tamamlayıp yerine oturur.
Çocuklarınızı zengin olmaları için eğitmeyin. Mutlu olmak için eğitin. Aksi halde insani değerlerini kaybedebilirler.