DAVRANIŞ LİSTESİ

Japonya’da İlköğretim Okullarında Velilere Gönderilen, Çocukların Uyması Beklenen ‘Davranış Listesi’
Japon halkı için davranış ve tutumların ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Bu alışkanlıkları genellikle çocuk yaşta aşılamaya çalışırlar. Yalnız modern zamanda unutulan değerlerin de hatırlanmasını sağlamaya çalışıyorlar.
Japon bir anne, çocuğunun yeni kayıt olduğu okuldan ‘Ebeveynler için uyum’ kapsamında bir liste aldı.
Liste tamamen çocukların davranışlarına odaklanılarak hazırlanmıştı. İşin sıkıntılı tarafı ise, bu kurallara uygun şekilde davranmak birçok ebeveyn için gerçekten zordu.
‘Çocuklarınız okula başlamadan önce lütfen aşağıdaki maddelere uygun olduklarından emin olun. Ayrıca ebeveynler ve aile üyeleri olarak lütfen aynı davranışları siz de takip edin.’
18 madde iki kategoriye ayrıldı. İlk olarak ‘Temel Davranış ve Tutumlar’…

  1. Birisi konuşurken dikkatlice dinle.
  2. İnsanlarla selamlaş, soruları açık bir şekilde ve duyulabilir bir sesle cevapla.
  3. Sandalyede uygun bir şekilde otur.
  4. Başkalarına ait olan şeylerin, sana ait olmadığını iyice anla.
  5. Ayakkabılarını çıkardıktan sonra düzenli bir şekilde girişe yerleştir.
  6. Kıyafetlerinin temiz olduğundan ve kırışık olmadığından emin ol.
  7. Masanı ve çevreni düzenli ve tertipli tut.
  8. Gece kendi kendine erken yatıp, sabah da yine kendi kendine erken kalkma sorumluluğuna alış.
  9. Kahvaltıya özen göster.
  10. Dişlerini her zaman fırçala.
  11. Asla yalan söyleme.
    İkinci kategori de ‘Arkadaşlık İlişkileri’ ile devam ediyor.
  12. Kimseye dışlanmış hissettirme.
  13. Eğer birinin bir sıkıntısı varsa, yardımcı ol.
  14. Kimse hakkında kötü konuşma.
  15. Herkesle iyi geçinmeyi, oynamayı ve bir şeyler öğrenmeyi alışkanlık haline getir.
  16. Her zaman kendi kendine oynama. Başkalarıyla da oynayabilecek kadar arkadaş canlısı ol.
  17. Hem doğada zaman geçirip rahatlamak, hem de daha fazla hareket etmek için dışarıda oyna.
  18. Eğer hata yaparsan, ciddiyetle özür dile.

YENİ BİR DÜNYA

Yeni bir dünya ve yeni bir şarkı söyleme zamanı gelmedi mi?
Yeni ve farklı bir dünya var artık karşımızda. Özellikle eski kuşaktan oluşan dini yapılar ile kurumsallaşmış ideolojilerin anlamakta zorlandığı bir dünya bu.
Dogmalarla hareket eden bu nedenle değişim ile dönüşümü kabullenemeyen kökleşmiş neredeyse hantallaşmış yapılar bu yenidünyaya uygun yeni bir şarkı yaratamadıklarında sadece kendilerine değil topluluklarına da aydınlık yarınlar sunamayacaklar.
Neden mi Bu bilgi notunu tarihe (sanal da) not düşmek istedim?
Son katıldığım okuyucu sohbetlerinde kalıplaşmış ideolojilere göre yapılan okuma ve algılamada her şeyin herkesi yanlış sonuca götürdüğünü hep birlikte fark ettik.
O halde doğru okuma ve doğru sonuç için sağ ve sol, milliyetçilik, inançlar gibi algıları kuramcıların çağın ihtiyaçlarına göre revize etmesine ihtiyaç var.
Dogmalaşan ideolojiler ve inançlarla bugünü doğru okuyamayan zihinler yerini sağlıklı ve güncel düşünen yeni kuramcılara bırakmalı.
Bu yüzden sevgili Yonca Alphan’ın paylaşımını bu değişimin zorunluluğunu ortaya koyması açısından önemli buldum.
“….ING Bank çalışanlarının ve müşterilerinin katıldığı bir Uluslararası Ticaret Semineri organize etmiş. Sunum yapanlardan biri de Ludovic Subran, Euler Hermes’in baş ekonomisti.
Şunları söylemiş;
Artık klasik ekonomi teorileri yetersiz gelmeye başladı, çünkü dünyadaki tüketicinin profili ve davranış biçimi değişmeye başladı. (18-35 yaş arası) Alışılmışın dışında reaksiyonlar veriyorlar.
O yüzden onları algılamadan ekonominin seyrini ve gidişini anlamamız zor.
Bu yeni tüketicilerin özellikleri ve yaşam felsefeleri nedir?
Bir bağımlılıkları yok.
Bu yüzden milliyetçilikten uzaklar.
Dünya vatandaşı olmayı hedefliyorlar.
Dinlere ve ideolojilere karşı soğuklar. Ama hayvan haklarına, çevreye, insan haklarına duyarlılar.
Genel olarak aktivistler. Sosyal sorumluluk projelerinde yer alıyorlar.
Algıları çok açık, çok hızlı öğreniyorlar.
Sabah 9 akşam 5 tipi işlerde çalışmak istemiyorlar. Yaratıcı, yükselen trendi olan, uluslararası işlerle ilgileniyorlar.
Konut alıp hayat boyu ev kredisi ödemek istemiyorlar. Air-bnb gibi ev kiralama sistemleri ile dünyanın her tarafında yaşayabiliyorlar.
(Bu sistemin ilerde şehir otelciliğini bitireceği konuşuluyormuş bu arada. Çok daha makul fiyatlarda Paris’in göbeğinde bir evde kalabiliyorsunuz)
Evlenip tek bir kişi ile ömür geçirmeye sıcak bakmıyorlar.
Evlenirlerse de sürmüyor, bir kaç yılda boşanıyorlar.
Çocuk sahibi olmaya da sıcak bakmıyorlar. Daha ileri yaşlarda, belki bir çocuk.
Lüks araba alıp borç ödemek istemiyorlar.
Bu sistem hantal geliyor onlara. Duruma göre bisiklet, motosiklet, taksi ve metroyu tercih ediyorlar.
Haute Coutere denilen lüks giyime de bakış açıları farklı. İmkanları olsa bile bu markalara büyük paralar harcamak istemiyorlar.
Onun yerine şık, spor, rahat kıyafetleri seçiyorlar.
Slogan “Ulaşılabilir Lüks”
(Geçenlerde haber olmuştu. Üst sınıf markası Balmain, H&M için uygun fiyatlı koleksiyon hazırladı. Çünkü pahalı ürün satan markaların satışlarında düşüş varmış ve daha geniş kesimlere mal satmak istiyorlarmış. Muhtemelen yok olma tehdidi ile karşı karşıyalar.)
Teknolojiye ve iletişime sınırsız para harcayabiliyorlar, çünkü bu onlar için özgürlük demek.
Konuta, arabaya, lüks giyime para harcamak yerine eğlenceye, yeme-içmeye ve seyahate para harcıyorlar.
Bir kaç yıl çok çalışırlarsa sonraki bir iki yılı dünyayı gezmek için ayırmayı hedefliyorlar.
Emekli olarak ve konut alarak güvence sağlamakla ilgilenmiyorlar.
Bunun yerine yükselen trendi olan işlerde yaratıcı buluşlar ve işler yaparak hayatları boyunca yetecek paraları kazanmayı hedefliyorlar.
Anı yaşıyorlar.
Tasarruf yapmıyorlar.
Yani kısacası hayatlarını ev, araba, okul taksitlerine gömmeyi istemiyorlar.
Dolayısıyla genel ekonomi kuramlarında geçen “şu koşullar gerçekleşirse tasarrufa ya da tüketime yönelme olur” gibi teoriler işlememeye başlıyor.
Çünkü tüketici profili değişiyor.
Dünya ekonomisinde durgunluk baş gösteriyor. Klasik tüketim düşüyor.
İlerde bu konuda yazılan teorilerin Nobel Ekonomi Ödülü alacağı söyleniyor.
Yukarda bahsedilen profil, Gezi olaylarında ortaya çıkan ve hepimize “bunlar da kim” sorusunu sorduran gençlerin profili aslında.
Ve İran’ı da şu anda değişime zorlayan içerdeki bu kesim.
Daha fazla özgürlük talep ediyorlar…. “