DÖRT MUM

Dört mum yavaşça yanıyordu.
Ortam çok sessizdi ve konuşmaları duyuluyordu
İlk Mum konuştu; Ben ´BARIŞIM´ dedi
Hiç kimse benim yanık kalmamı istemiyor biliyorum ki söneceğim dedi. Kısa süre sonra alevi azaldı yavaşça söndü.
İkinci Mum konuştu; Ben İNANCIM dedi
Neredeyse herkes, beni artık gerekli görmüyor.
O nedenle artık bana gerek yok dedi ve konuşmasını bitirdi
Alevi azaldı ve söndü
Üçüncü Mum konuştu; ben SEVGİYİM dedi
Yanık kalmam için artık gücüm yok insanlar beni bir kenara bıraktı ve önemimi anlamadı kendilerine en yakın olanları bile sevmeyi unuttular dedi Alevi azaldı ve söndü
Ansızın bir çocuk odaya girdi ve üç mumun yanmadığını gördü.
“NEDEN YANMIYORSUNUZ SİZİN SONUNA KADAR YANMANIZ GEREKİR” dedi ve ağlamaya başladı
Dördüncü Mum çocuğa döndü ve;
“KORKMA BEN HALA YANIYORUM DİĞER MUMLARI YENİDEN YAKABİLİRİZ” ben UMUDUM dedi.
Parlayan gözlerle çocuk umut adlı mumu aldı ve diğer mumları tekrar yaktı.
“UMUDUN ALEVİ YAŞAMINIZDAN HİÇ EKSİK OLMASIN”
ve böylece hepimiz UMUDU, BARIŞI, SEVGİYİ ve İNANCI sürdürebilelim..
Umudumuz hiç bitmesin.

KARDEŞ OLMAK

Lionel’e kardeşi doğum günü hediyesi olarak bir araba almıştı.
O akşam çalıştığı yerden çıktığında hep yeni arabasının yanında yoksul bir çocuğun durduğunu görmüş çocuk ona dönüp,
“Bu araba sizin mi efendim,” diye sormuş.
“Evet, kardeşim doğum günü hediyesi olarak aldı, ” diyerek başıyla oynamış Lionel.
Çocuğun ağzı şaşkınlıkla açık kalmış.
”Yani kardeşiniz bunu size hediye etti. Siz hiç bir şey ödemediniz öyle mi? Vay canına! Umarım ben de…” diye devam etmeye çalışmış ama sözcükler boğazında düğümlenmiş.
Lionel çocuğun cümleye nasıl devam edeceğini az çok tahmin ediyormuş. Muhtemelen, umarım bende böyle bir kardeşe sahip olurum diyecekti,’ diye düşünmüş.
Tam o sırada çocuk, ”Umarım bende öyle bir kardeş olabilirim,” diye tamamlamış cümlesini. Lionel yanıldığını fark etmiş. Şaşkınlıkla çocuğa bakarken birden,
“Arabama binip, bir kaç tur atmak ister misin?” diye soruvermiş.
“Evet, tabii bayılırım,” demiş çocuk.
Kısa bir gezinin ardından çocuk parlayan gözleriyle Lionel’e dönüp, “Benim evimin önünden de geçebilir miyiz efendim,” diye sormuş.
Lionel gülümsemiş. Bu küçük çocuğun mahalledekilere bu arabaya bindiğini göstermek istediğini düşünüyormuş.
Ama Lionel bu sefer de haksız çıkmış. Çocuk, – “Şu önü merdivenli evin önünde durabilir misiniz lütfen,” demiş. Küçük çocuk koşup merdivenlerden tırmanmış. Bir kaç dakika geçmeden Lionel onun geri geldiğini görmüş ama bu kez oldukça yavaş hareket ediyormuş; çünkü kucağında sakat kardeşini taşıyormuş. Kucağındaki kardeşini merdivenin son basamağına oturtup arabayı işaret etmiş. “Bak işte burada Max, aynı sana yukarıda anlattığım gibi. Kardeşi bu arabayı ona doğum gününde hediye etmiş hem de hiç bir karşılığı olmadan. Bir gün ben de sana böyle bir araba alacağım. Böylece sen de sana anlattığım her yeri kendi gözlerinle keşfedebileceksin.”
Lionel bunları duyduktan sonra arabadan inmiş, iki çocuğu da ön koltuğa yerleştirmiş ve hiç unutulmayacak bir gezinti yapmışlar. İşte o gece Lionel, sabaha kadar uyuyamamış ve ‘vermenin mutluluğu” hakkında düşünmüş
KARDEŞLİK ALMAK DEĞİL ELBETTE.
HATTA PAYLAŞMAK DA DEĞİL.
VEREBİLMENİN MUTLULUĞUNU YAŞAYABİLMEKTİR.