KAHVE Mİ? FİNCAN MI?

Ünlü, tanınmış ve çok başarılı mezunlar, eski üniversitelerindeki eğitimcilerini ziyaret için bir araya gelirler.
Sohbet, sonunda işin ve hayatın stresinden şikâyetleşmeye döner.
Misafirlerine kahve ikram etmek isteyen eğitimcileri, mutfağa gider ve yanında büyük bir termos içinde kahve ve porselen, cam, kristal seramik olmak üzere değişik tarzda ve ucuz görünenden, pahalı ve hatta çok özel olanlarına kadar değişik kahve bardakları ile gelir.
Herkes bir bardak seçince,
Eğitimci şöyle söyler:
Fark ettiyseniz, tüm pahalı görünen bardaklar alındı ve geriye ucuz görünümlü, sade bardaklar kaldı.
Kendiniz için en iyi olanı istemeniz normal olsa da, bu sizin stresinizin ve problemlerinizin kaynağını gösterir….
Emin olun ki, bardağın kendisi kahvenin kalitesine hiçbir şey katmaz. Sadece daha pahalıdır ve hatta bazı durumlarda da içtiğimizi saklar!..
Hepinizin aslında istediği kahveydi, bardak değil, ama bilinçli olarak en iyi bardaklara yöneldiniz ve sonra birbirinizin bardağına bakmaya başladınız, içindekine bakan olmadı.
Yaşamda aynen bu kahvelere benzer, iş, para ve toplumdaki konumunuz da bardaklar.
Onlar hayatı tutmak için sadece araçlardır ve seçtiğimiz bardak yaşadığımız hayatın kalitesini belirlemediği gibi değiştirmez de…
Bazen sadece bardağa odaklanarak kahvenin tadını çıkartmayı unuturuz.
Kahvenizin tadına varabilmeliyiz !??
En mutlu insanlar her şeyin en iyisine sahip değildirler. Sadece her şeyin en iyi şekilde tadını çıkartırlar.
İyi ve gösterişli şeyleri seçme düşüncesi çoğu zaman galip gelir. İçindeki daima ikinci sırada gelir. Oysa unutmamak lazım ki, ambalaj ne kadar görkemli olursa olsun, kullanacağımız şey ambalajın içindedir.
Dost seçerken insanların görünüşüne aldanmak da öyledir.
En kötü görünümlü insanın kafasında güzel düşünceler olabilir.
En şık görünümlü insanın düşünceleri de felaketiniz olabilir.
Siz daima her şeyin içindeki özüne bakın.
Size lezzet veren üzüm bağı değil, üzümüdür.
Yaşamdan keyif almanın tek yolu, elimizde güzel ambalajlı şeyler değil, içindekilerdir.
Kötü tadı olan bir kahve, paha biçilmez kristaller içinde de olsa içerken yüzümüz buruşur, içemeyiz.
Enfes bir kahve sıradan bir bardakta da olsa yüzümüzde tebessüm oluşturur.
Gelin, cevizin kuruyup buruşmuş dış kabuğuna değil, cevizi kırıp içine bakalım.
Bütün tat oradadır, dışındaki kabukta değil.
Neyi değil, nasıl sunduğun diyen bir başka görüşlerde var olabilir. Ancak Öncelik kahve tatlarının ayrımını yapabilmek ve o kahvenin gerçek tadını özümseyebilmek olmalı yaşamın anlamı!? .
ALINTI

MUTLULUK NEREDE

İnsanoğlu mutluluğu hep hor kullanıyormuş…
Hep şikâyetçi hep bıkkınmış…
Bir gün melekler mutluluğu saklamaya karar vermişler…
Saklayalım zor bulunsun…
Zor buldukları için belki kıymetini bilirler diyerek başlamışlar
Tartışmaya… Sorun büyükmüş…
Mutluluğu saklamak kolay değilmiş çünkü…
Kimisi:
“’‘Everest’in tepesine saklayalım ”“demiş. Kimisi:
”“Atlas okyanusu’’nun dibine ”“demiş.
Taç Mahal’in kubbesi, Mekke sokakları, İtalyan sofrası…
Bir hastanenin yeni doğan odası, dondurma külahı, şarap şişesi…
Sigara paketi, lale bahçesi…
Pek çok yer düşünmüşler ama hiç biri yeterince zor gelmemiş…
Derken meleklerden biri:
”’İÇLERİNE SAKLAYALIM ’“‘demiş…
”’Kimsenin aklına gelmez içine bakmak!!!.
İşte o gün bugündür mutluluk insanın kendi içinde saklıymış…
Hiç bir mutluluk kolay gelmiyor. Kolay kolay gülmüyor insanın yüzü…
Emekte ve insanın içinde saklı mutluluk…
Ne başkasının ekmeğinde, ne bakasının evinde, ne de başka bir şeyde…
Bu yüzden gözünüz hep içeride olsun…
Siz dışını boş verin, içine bakın…