NEGATİF DÜŞÜNCELERDEN KURTULMAK İÇİN ÖNERİLER

NEGATİF DÜŞÜNCELERDEN KURTULMAK İÇİN ÖNERİLER
1- Uykunuza dikkat edin
2- Negatif düşüncelerinizi kaleme alın
3- Düşüncelerin esiri olmak yerine gerçeği görmeyi öğrenin
4- Olaylara iyi tarafından bakmayı deneyin
5- Olumsuz düşünceler için zaman yaratın
6- Çevrenizde olumlu düşünen insanlara yer verin
7- Zamanınızın kıymetini bilin
8- Dikkatinizi başka bir şeye verin
9- Kendinizi sevin

DAİMA HATIRLANMALI

Daima Hatırlanmalı
1- Geçmiş değiştirilemez
2- Vazgeçersen sadece kaybedersin
3- Bazen “Hayır” demek , “Şimdilik uygun değil” demektir
4- Başkalarının görüşü sizin gerçeğinizi belirlemez
5- Mutluluk kişinin içindedir
6- Bir kapı kapanırsa, bir diğeri açılır
7- Kendin olmaktan çekinme

KAVUŞMAK ÜZERE

İnsan ne yerse o kokar. Ne okursa onu konuşur. Kimi seviyorsa kalbi o kadardır. Sizsiniz kendinizle ilgili tüm cevapları kendinizi tanıyacak olana sunan. Yaşamınız verir sizi ele. Müzik arşivinizden bellidir kişiliğiniz. Aşkı sevme biçiminiz. Dinlediğin tarz müzikte saklıdır sevgiye olan şiddetiniz. En kötüye vereceğiniz cezadır adalet. Herkes sever doğduğu toprağı, oraya bomba düştüğünde belli olur kimliğiniz. Sevgi bir bütün diyalog evrene karşı. Yağmurda ıslak bir kediye puslanmıyorsa gözleriniz, aşk sözlerini sakının siz. Komşunuzla sohbetimiz kadar uzaktakine olan bağımız. Mesafe denilen tanım sadece zamanla ilintili. Yoksa yalnız bir gecede bir kahve yudumlarken de onu anabiliriz. İnsan çevresi kadar güçlüdür. Kaç el uzattıysan o dostluklarla sınanırsın karanlığında. Aile bağın kadar bağlısın hayata. Sana karşı yapılan her şeye rağmen duruşundadır tavrın. Gizlediğin iyilik kadar büyük. Anne baba sevgisine izin verdiğin kadar küçük. Tek bir dünya var “vicdanının” etrafında dönen. Tüm karakterindir onun içinde geçen…
Umut Güner

HAYATININ DEĞERİ

Hayatının Değeri
Bir gün genç çocuk babasına sorar ‘Hayatımın değeri nedir? ‘Baba cevap vermek yerine ‘Al bu taşı ve markete satmaya götür’ der. Eğer fiyatını soran olursa iki parmağını kaldır ve bir şey söyleme.
Çocuk markete gider ve bir kadın sorar. Bu taş ne kadar onu bahçeme koymak isterim, çocuk bir şey söylemeden iki parmağını kaldırır.Kadın’2 dolar mı? Alıyorum. ‘Der. Eve giden çocuk babasına, bir kadın iki dolara satın almak istiyor der. Babası çocuğa bu sefer bir müzeye gitmesini eğer almak isteyen olursa hiçbir şey söylemeden sadece iki parmağını kaldırmasını söyler. Çocuk müzeye gider ve bir adam taşı almak istediğini söyler bir şey söylemeden iki parmağını kaldırır adam ‘200 dolar mı alıyorum’ der. Çocuk şok olur ve eve koşar. Babasına ‘Bir adam bu taşı 200 dolara almak istiyor’ der. Babası ‘Oğlum son olarak bu taşı değerli taşlar satan dükkana götürmeni istiyorum. Dükkan sahibine göster ve fiyatı sorarsa sadece iki parmağını göster. Çocuk değerli taşlar satan dükkana girer taşı gösterir. Dükkan sahibi ‘Bu taşı nereden buldun bu dünyada nadir görülen taşlardan bunu almalıyım, ne kadar?’ diye sorar. Çocuk iki parmağını kaldırır ve adam’ alıyorum’ der 200,000 dolara. Çocuk ne diyeceğini bilmez ve babasına koşar. ‘Baba bir adam bu taşı 200,000 dolara almak istiyor. Babası şöyle der; Oğlum ‘Şimdi hayatının değerini anladın mı? ‘Şimdi anladın mı nereden geldiğini nerede doğduğun teninin rengi ne kadar zengin bir ailede doğduğun önemli değil. Önemli olan kendini nerede konumlandırdığın Çevreni oluşturduğun insanlar… kendini ne şekilde taşıdığın. Tüm hayatını… 2 dolarlık bir taşmış gibi hissederek yaşayabilirsin. Tüm hayatını çevrende seni 2 dolarlık taş olarak görenlerle yaşayabilirsin. Fakat her insanın içinde bir elmas vardır ve çevremizdeki insanları seçebiliriz… Değerimizi bilen ve içimizdeki elması gören insanlarla. Kendimizi bir markete ya da mücevher dükkanına koymayı tercih edebiliriz. Ve ayrıca başka insanların değerini de görmeyi seçebiliriz. Başka insanlara kendi içlerindeki elması görmelerinde yardımcı olabiliriz. Çevrenizdeki insanları akıllıca seçin. Hayatınızda fark yaratacak olan şey bu.. ve bazı insanlar sizi ‘PAHA BİÇİLMEZ ‘GÖRECEKLER…

Perran KUTMAN anlatıyor;

Perran KUTMAN anlatıyor;
“Amerika’da böbrek sancım tuttu. Taş düşürüyordum. Ambulans geldi. Avazım çıktığı kadar bağırıyorum. İlk defa böyle bir ağrıyla karşılaşıyorum. Bir yandan da ‘Anneciğim. Anneciğim..’ diye bağırıyorum. Bunu Türkçe söylediğim için ağrıyan yerimi söylediğimi sandılar.
Birbirlerine bakıp acaba orası neresi? Diye soruyorlar.
Ben, “annemi çağırıyorum” dedim. ‘Kaç yaşında kadın, bunun bir de annesi mi var, onu niye çağırıyor ki?’ dediler muhtemelen..
Biz böyle durumlarda ‘anne’ deriz. Onlarda öyle bir şey yok ki; ‘mamy…mamy…’ diye ağlayan Amerikalı mı var?..
Evet, belki de ‘ ANNE ‘, bizim ‘ AĞRIYAN YERİMİZ ‘…

Asosyal!

Psikologlara göre sosyallikten uzak duran her insan “Asosyal” olarak algılanmamalıymış. Genelde her 8 kişiden 1’i sahteliğe tahammül edemediği için yalnızlığı tercih ediyormuş. Emile Ajar’ın da dediği gibi; “Rol yapmazsanız; asosyal, uyumsuz veya sinir hastası damgası yersiniz”

Hint felsefesinin 4 altın kuralı

Hint felsefesinin 4 altın kuralı
1- Karşına çıkan kişiler her kimse doğru kişilerdir
2- Yaşanmış olan her ne ise sadece yaşanabilecek olandır
3- İçinde başlangıç yapılan her an doğru andır
4- Bitmiş olan bir şey bitmiştir. Bu kadar basittir.

Sen kimseyi kaybetmedin

“Sen kimseyi kaybetmedin
Sen sadece bazı insanları tanıdın.
Zamanla nasıl da değiştiklerini görmüş oldun.
Sen kesinlikle kaybetmedin.
Sen aslında kazandın.
Ne mi kazandın?
Bundan sonra herkese hak ettiği değeri verecek kadar.
Bundan sonra herkesin ilk göründüğü gibi olmadığını anlayacak kadar.
Bundan sonra seni kim ne kadar hak ediyorsa o kadar yanında olacak.
Kim ne kadar seviyorsa o kadar sevecek.
Kim ne kadar güven veriyorsa o kadar güvenecek kadar tecrübe kazandın”.

Öğren

Öğren
Güvenmeyi öğren
Sevmeyi öğren
Affetmeyi öğren
Hayal kurmayı öğren
Cesaret etmeyi öğren
Değişmeyi öğren
Ayakta durmayı öğren
Dayanmayı öğren
Mücadeleyi öğren
Konuşmaktan çok dinlemeyi öğren
Öğrenmeyi öğren

Osmanlı Devletinde Ayna Hediyesinin Önemi

Osmanlı Devletinde Ayna Hediyesinin Önemi
Günlük hayatımızda hem bayanlar, hem erkekler ayna karşısında çok zaman geçiriyoruz. Ayna hediyesini sadece bayanlara değil erkek arkadaşlarınıza da tercih edebilirsiniz. Osmanlı döneminden bu zamana kadar dayanan aynanın anlamı oldukça değerli ve sevildiğini hissetmektir. Gelin hep birlikte bakalım, Osmanlı Döneminde Ayna hediyesinin Önemine;
Osmanlı döneminden bu günümüze dayanan hediye geleneklerinin arasında en önemli ve anlamlı hediyeler arasında ‘ayna’ geliyor. Bildiğimiz üzere bayanlara ona olan aşkınızı, ona olan sevginizi en anlamlı ve en güzel şekilde hissettirmenizi sağlayacaktır. Osmanlı döneminde ayna hediye etmek şu anlama geliyordu ‘sana senden daha güzel bir hediye bulamadım’ ne kadar güzel değil mi?
Toplumun günlük hayatında da önemli bir yer tutan ayna, bir erkeğin bir kadına verebileceği en güzel hediye olarak yer etmiş Osmanlı’da. Hediye bir ayna almak, nice pahalı hediyelerden daha makbulmüş bayanların gözünde. Aslında bu, toplumsal bir geleneğin devamı olarak karşımıza çıkıyor. Her zaman hayatımızda olan sevdiğimiz insansa aşkımızı en anlamlı şekilde anlatabileceğimiz hediyedir. Ayna insanın kedisini tanımasına yüz hatlarına mimiklerine bakmasına ve en çok vaktini harcadığı bir üründür.
Hiç kimsenin kendi yüzünü doğrudan göremediği, “benliği görebilmenin en güzel yolu, vazgeçilmez aracı aynadır. Tasavvufta da önemli bir simgeye dönüşür ayna, hiçbir şey söylemeden her şeyi söyleyebilen, hiçbir şeyi saklamadan olduğu gibi ortaya dökebilendir çünkü.

Dünyamızı güzelleştirecek adımlar

Dünyamızı güzelleştirecek adımlar
1- Aç olanı doyurmak için atılan adım
2- Çöpleri çöp kutusuna atmak için atılan adım
3- Toplu taşımada dışarıda kalan insanlar için arkaya doğru atılan adım
4- Haksız olduğunda geriye atılan adım
5- 1 iyilik ile gelene 3 iyilikle gidilen adım
6- Sevdiğine doğru atılan adım
7- Kendini kaybettiğinde kendini bulmak için atılan adım
8- Hayallerin için atılan adım

Sakinlik en büyük güçtür

Sakinlik en büyük güçtür.
Sana söylenen her şeye duygusal bir tepki verdiğin sürece, acı çekmeye devam edeceksin gerçek güç arkana yaslanmak ve olayları mantık çerçevesinde gözlemlemek. İnsanların kelimelerinin seni kontrol etmesine müsaade etme. Sakin ol ve bir şeylerin geçmesine izin ver. Sakinlik, büyük bir güçtür. Sakin kalmayı öğrendiğinde, gerçekten sakin kalıp hayatının akışına izin verdiğinde parlayacaksın.

Kapı Etkisi

Kapı etkisi
Buzdolabını açıp ne aradığınızı unuttunuz oluyor mu? Ya da gözlüğünüz almak için oturma odasına gidip başka bir şey yapıp döndüğünüz? Belki de hepsinden kötüsü kendinizi bir odanın ortasında ayakta dikilip, boş boş etrafa bakarken bulmak. Neden buradayım, ne yapıyorum? Konu üzerinde çalışan psikologların fenomenin ortaya çıkmasına neden olan faktörler ile ilgili hipotezleri olmuştur. Bu hipotezlerden birinde kişinin bulunduğu ortamdan çıkarak yeni bir ortama gezmesinin zihinsel bir blokaja ve hafızanın bölünmesi deneyimine neden olduğu ileri sürer. Ayrıca kapıdan geçerek yeni bir odaya gezmenin hafızanın sıfırlanmasına yol açtığı düşünülmektedir. Kapı etkisi “Konum güncelleme etkisi” adı ile de anılmaktadır.

Kelebek Etkisi

KELEBEK ETKİSİ NEDİR?
Kelebek etkisi, bir sistemin başlangıç verilerindeki küçük değişikliklerin büyük ve öngörülemez sonuçlar doğurabilmesine verilen addır. Edward N. Lorenz’in çalışmalarından biri olan Kaos Teorisi ile ilgilidir. Daha sonralarda hava durumu ile ilgili verdiği şu örnek ile ünlenmiştir. Amazon Ormanları’nda bir kelebeğin kanat çırpması, ABD’de fırtına kopmasına neden olabilir. Farklı bir örnekle bu, bir kelebeğin kanat çırpması, Dünyanın yarısını dolaşabilecek bir kasırganın oluşmasına neden olabilir. Fakat daha çok yaratılan bir kaosun büyüyerek artmasını ifade eder.

Bitirdiyeseniz Bir Şeyleri

Biriyle aranızdaki bağ koptuysa, artık bitirdiyseniz bir şeyleri; Bir daha iletişime geçmeye, ona varlığınızı hissettirmeye çalışmayın. Gerçek sevgi, gerçek dostluk, gerçek huzur olsaydı bu bitmezdi.
Bu; sizin zamanınızı boşa harcamak ve kendi içinizde benliğinizi yok saymaktır..

Yargılama

Yargılama
“Benim hayatımı yargılamadan önce, benim ayakkabılarımı giy, benim geçtiğim yollardan, sokaklardan, dağ ve ovalardan geç. Hüznü, acıyı ve neşeyi tat. Benim geçtiğim senelerden geç, benim takıldığım taşlara takıl, yeniden ayağa kalk ve aynı yolu tekrar git benim gittiğim gibi. Ancak ondan sonra beni yargılayabilirsin.”