YENİ BİRİ OLMANIZ İÇİN 20 ÖNERİ

20 Adımda Daha Mutlu, Daha Pozitif Bir Siz
Kimi hayatında bazı değişiklikler yapmak istiyor kimi de hayatını tümden çöpe atıp tamamen yeni bir başlangıç yapmanın hayalini kuruyor. Aslında tüm bu his hayatın bizi yormasından, hayatın artık bize yorucu gelmesinden dolayı oluyor ve buna biz izin veriyoruz.
En büyük düşmanımız kendimiziz… Kendimize zaman ayırmamak ve kendimizi düşünmemekten kaynaklanıyor bütün bu olanlar.
İşte hayatınızda gözle görülür bir fark yaratabilmek için yapabileceğiniz küçük, ama önemli olan 20 adet öneri;
Pozitif olun ve sürekli mutluluk içeren cümleler kullanın.
Her gün yeni şeyler öğrenmeye çalışın.
Hayattan zevk almaya çalışın.
Her gün eski bir şeyden kurtulmaya çalışın.
Hayal kurmaktan usanmayın.
Artık yalan söylememeye gayret edin.
Kendinize hedef belirleyin.
Sosyal hayatınızı değiştirin mesela kitap okuyun, spor yapın, sağlıklı beslenin.
Birden fazla şeyi aynı anda yapmayın.
Sosyal çevrenizi genişletin.
Yeni arkadaş grupları edinin.
Aile bağlarınızı güçlendirin.
Kendinize eskisinden daha çok zaman ayırın.
Sürekli telefonla oynamaktan vazgeçin.
Ağlamaktan çekinmeyin.
Eğer birinden hoşlanıyorsanız bunu belli edin.
Artık borç yapmamaya çalışın.
Sizi üzen kişilerle irtibatınızı kesin.
Affetmek erdemliktir bunu unutmayın.
Günlük tutma alışkanlığını edinin.
Alıntı

1985 YILINDAN ÖNCE DOĞANLAR

50 – 60 – 70 – 80′ li yıllarda mı büyüdün? Nasıl oldu da hayatta kalmayı başardın?
1.- Arabaların emniyet kemeri, kafalıkları ve kesinlikle hava yastıkları yoktu.
2.- Arka koltuk tehlikeli değil de eğlenceliydi.
3.- Bebek yatakları ve oyuncaklar renkliydi. Ya da en azından kurşunlu, muhtelif zehirli maddeler ile boyanmıştı.
4.- Prizlerin, araba kapılarının, ilaç şişelerin ve kimyasal ev temizleyicilerinin üzerinde çocuk kilitleri yoktu…
5.- Kasksız bisiklete biniliyordu.
6.- Steril su şişelerinden değil de bahçe hortumundan ya da muhtelif başka kaynaklardan su içiliyordu…
7.- Oyun oynamaya çıkmanın tek şartı hava kararmadan önce eve dönmekti.
8.- Cep telefonu yoktu ve hiç kimse nerelerde gezdiğimizi bilmiyordu. İnanılmaz…
9.- Okul öğlen bitiyordu… Ve öğlen yemeği için evimize geliyorduk.
10.- Bir sürü yaramız, kırılmış kemiğimiz ve kırılmış dişimiz vardı, fakat hiçbir zaman birileri bu yüzden mahkemeye verilmiyordu. Kendimizden başka kimse sorumlu değildi.
11.- Bolca tatlılar ve tereyağlı ekmekler yiyorduk, ve gerçek şekerli içecekler içiyorduk ve hiç kilo sorunumuz olmazdı – çünkü hep dışarda oynardık, aktif olarak …
12.- Dört çocuk bir limonatayı paylaşabiliyorduk… aynı bardaktan içebiliyorduk, ve kimse bu yüzden ölmüyordu.
13.- Playstation, Nintendo 64, X boxes, Video oyunlarımız, 99 kablolu kanalımız, Dolby surround, Cep telefonumuz, Bilgisayarımız, Internet de Chat odalarımız YOKTU. onun yerine ARKADAŞLARIMIZ vardı bolca!!!
14.- Yürüyerek veya bisiklet ile uzakta oturan arkadaşlarımızı ziyaret edebiliyorduk, kapılarını çalıp hatta çalmayarak içeri girip onları oyun oynamaya çağırabiliyorduk!!!
15.- Evet dışarda, o acımasız korkunç dünyada! Korumamız olmadan! Nasıl mümkün oluyordu bu? Tek kale üzerine maç yapardık ve birisi takıma alınmadığında psikolojik travma oluşmuyordu ya da dünyanın sonu gelmiyordu.
16.- Bazı öğrenciler diğer öğrenciler gibi başarılı değildi ve sınıfta kalabiliyordu. Fakat bu yüzden kimse Psikoloğa ya da Pedagoga gönderilmiyordu. Kimsede Dislexia, konsantrasyon sorunu veya hiperaktivite yoktu, basitçe o okul yılını tekrarlıyordu.
17.- Özgürlüğümüz, üzüntülerimiz, başarılarımız, görevlerimiz vardı… Ve bunlar ile yaşamayı öğreniyorduk.
Soru: nasıl oldu da bütün bunlara rağmen hayatta kalmayı başardık??? Ve daha da önemlisi kendi kişiliğimizi bu şartlar altında nasıl oldu da geliştirebildik??? Sen de bu jenerasyondan mısın? Şimdiki çocuklar büyük bir olasılık ile bizim yaşama şeklimizi sıkıcı bulacaklar – fakat- bizler çok güzel ve mutlu yaşadık! Dİ Mİ AMA?