Asla Özür Dilememeniz Gereken 10 Şey

Asla Özür Dilememeniz Gereken 10 Şey
Genellikle diğer insanların ne düşündüğünü çok merak ettiğimiz ya da onların duygularını kendi ihtiyaçlarımızın üzerinde tuttuğumuz için özür dileriz. Fakat bazı durumlarda özür dilemek gereksizdir. İşte aksini düşünseniz bile asla özür dilememeniz gereken 10 durum:

  1. Hayır dediğiniz için asla özür dilemeyin.
    Kendi sınırlarınızın farkında olmanız, saygınlığınızın bir göstergesidir. Eğer bir şeyi yapmanız veya vermeniz mümkün değilse bunun için özür dilemeyin. Yeri geldiğinde “Hayır” diyebilmek iyi bir liderlik özelliğidir.
  2. Hayalleriniz için özür dilemeyin.
    Pişmanlıkla dolu yaşadığınız bir hayatta kaçırdığınız çok şey vardır. Hayalleriniz sizi siz yapar bu yüzden hayallerinizin peşinde olduğunuz için özür dilemeyin. Hayallerinizi yaşamak yerine hayatınızın hayalini kurduğunuz sürece mutlu olamazsınız.
  3. Kendinize zaman ayırdığınız için özür dilemeyin.
    Önceliği kendinize vermediğiniz takdirde mutlu ve başarılı olamazsınız. Her zaman kendi ihtiyaçlarınıza öncelik verin ve kendinize zaman ayırın. Kendinize zaman ayırın ve bu zaman süresince sizi mutlu eden şeyleri yapın.
  4. Kendi öncelikleriniz için özür dilemeyin.
    Başkalarının, öncelikleriniz için sizi suçlu hissettirmesine müsaade etmeyin. Her zaman önceliklerinizi önemseyin. Eğer bir şey sizin için önemliyse o zaman “önemlidir”. Değer verdiğiniz kişiler de sizin seçiminize saygı gösterecektir.
  5. Zararlı bir ilişkiyi bitirdiğinizi için özür dilemeyin.
    Sizi yaralayan kişileri hayatınızdan çıkardığınız için asla özür dilememelisiniz. Sağlıksız bir ilişkinin, tam potansiyelinize ulaşmanızı engellediğini fark etmeniz, hayatta ilerleyebilmeniz için önemli bir adımdır. Bu yüzden mutlu olun ve çevrenizde özgüveninizi destekleyen insanları bulundurun.
  6. Davanızdan vazgeçmediğiniz için özür dilemeyin.
    Değerlerinizi, etik veya ahlaki düşüncelerinizi, inançlarınızı savunduğunuz için asla üzülmeyin. Liderler, asla doğru olduğuna inandıkları şeyler için özür dilemezler.
  7. Cevabı bilmediğiniz için özür dilemeyin.
    Sürekli bilgi arayışında olmak, zihnimizi genç tutar. Bir öğrenme fırsatı yakaladığınızda, asla özür dilemeyin. Bilmediğini bilmek, güçlü bir karaktere ve alçakgönüllülüğe delalet eder.
  8. Kendiniz için para harcadığınızda özür dilemeyin.
    Yeri geldiğinde kendinize özel bir şeyler almaktan utanmayın. Kendinize güzel bir şey almanız, kendinize duyduğunuz saygıyı arttırabilir. Mutlu ve başarılı insanlar, arzularının peşinden gitmenin, hayatlarını doyasıya yaşayabilmek için gerekli olduğunu bilirler.
  9. Başkası adına özür dilemeyin.
    Herkes, kendi hareketinden ve davranışından sorumludur. Sizinle bağlantıda oldukları için hareketleri sebebiyle sorumluluk hissetseniz de, bu konuda abartıya kaçmayın. Başkaları adına özür dilemekten kaçının.
  10. Doğruyu söylediğiniz için özür dilemeyin.
    Güçlü insanlar, doğruları söylemekten kaçınmazlar. Güçlü olduğunuz için özür dilemeyin. Gerçekler can yaksa bile, doğru sözlü olmanın faydası her zaman daha çoktur.
    Kendinize karşı asla yalan söylemeyin ve başka insanların ne düşündüklerini çok da önemsemeyin. Çok özür dilemek ve gerek yokken üzgün olduğunuzu belirtmek, zamanla özgüveninizi düşürür. “Üzgünüm” kelimesini, gerçekten özür dilemeniz gereken durumlara saklayın.

Anne Olmak

ANNE OLMAK
Bir arkadaşım dedi ki anne olmak kalecilik gibi. 100 tane gol kurtarıyorsun, bir tane yedin mi fark etmiyor hemen kötü kaleci oluyorsun. O kadar doğru ki yap yap yap bir yerden patlayınca hemen “yapamıyorum” a bağlanıyor insan.
Zaman içinde bunu içsel bir çatışma sanıp kendimle çözemeye çalıştım. Sonra bir gün kafamda bir ışık yandı. Bu karşılıksız bir duygu değildi. Kızımın aldığı ebeveynlik eksik kalıyor ben yetemedikçe, bir yerlerden patlıyordu. Eğer aldığı ebeveynlik yetmiyorsa o zaman ben yettiremiyorumdur aklıma başka bir şey gelmiyordu.
Sonra bir gün terapistim çocuğu sperm donörüyle mi yaptığımı sordu 😂 Kala kaldım. Bana dedi ki “Kadınlar kendilerini ezen çarkların farkında değiller. Kimse tek başına bir çocuğun ebeveynlik ihtiyacını karşılayamaz. Eksik kalan kısım seninle ilgili değil çok uzun zamandır iki kişinin işini tek başına yapıyorsun. Ve bu işi tamamen kendi işin sanıyorsun”.
İki kişinin işini tek başına yapmak ve bunu normal sanmak, Bu sözler Türkiye’de anne olmanın özeti.
Bir arkadaşımın eski kocası çocuğunu Eurodisney’e götürdü. Etrafımızdaki bütün kadınlar “ay ne kadar iyi bir baba.” diye alkış tuttular. Annenin yüzünü gördüm. Ne hissedeceğini ne düşüneceğini bilemez halini gördüm. Çocuk 10 yaşında. Oturdum hesapladım. Bir çocuğu bir anne 10 yaşına kadar 6 bin 300 kere uykuya yatırıyor. Hiç kimse o anneye “neeee bu çocuk 6300 kere uykuya yattı ve hepsini sen mi yaptın! Evliya gibi kadınsın” demiyor. Anne de durumun farkında değil, çocuğunu uykuya yatırmaktan bıktığı için vicdan azabı ile kıvranıyor.
Toplumsal sorunları terapi ile çözemeyiz arkadaşlar. Buradan çocuğunu her akşam uykuya yatırmak zorunda olan annelere sesleniyorum. O 6300 uykunun sadece 3150’si senindi. Yorgunsan, bıkkınsan, isteksizsen bunun nedenin başkasının işini yapman olduğunu bilmeni isterim. Bunun normal olmadığını bilmeni isterim. Hissettiğin “yetersizlik” senin değil.
Bugün bir şey yapalım mı? Etrafımızdaki bir anneyi “kendi işi” olarak gördüğü kimsenin takdir etmediği bir konuda takdir edelim.
Sevgili anne sana sarılıyorum ve duymaya alışık olmadığın şeyi sana söylüyorum: “Neeee, bu çocuğu her akşam sen mi yatırıyorsun! 😳 Sen ne kadar iyi bir annesin!”👏