Bir kızı olmalı insanın.
Canını emanet ettiğin, elin, ayağın, gözün, kulağın, her şeyin.
Bir kızı olmalı insanın.
Bir hata yaptığında, gözlerinin içine baktığın, bakar bakmaz masumiyetiyle saniyeler içinde eridiğin, vefasına taptığın.
Bir kızı olmalı insanın.
Evinde babasına, annesine karşı nazlı niyazlı,
Sokakta cadılığından ve hışmından korktuğun.
Bir kızı olmalı insanın.
Herkes terk ettiğinde seni, varlığında da, yokluğunda da, evliyken de, bekarken de babacığım ya da anneciğim diye kucak açtığında, gözyaşlarıyla bağrına bastığın.
Bir kızı olmalı insanın.
Demlediği çayı süzülerek getirdiğini seyrettiğin, Pişirdiği kahvenin tadına gizlediğin, özenle bezediğin.
Bir kızı olmalı insanın.
Canıyla canlandığın, varlığıyla anlamlandığın, Özlemiyle ve iç çekişlerinle dağ dağ efkarlandığın.
Bir kızı olmalı insanın.
“Dünya bir yana, kızım bir yana” diyebildiğin.
Ay: Ağustos 2020
9 İHTİMAL
Düşündüğünüz,
Söylemek istediğiniz,
Söylediğinizi sandığınız,
Söylediğiniz,
Karşınızdakinin duymak istediği,
Duyduğu,
Anlamak istediği,
Anladığını sandığı,
Anladığı..
arasında farklar vardır ..
Dolayısıyla insanların birbirini yanlış anlaması için en az 9 ihtimal var..!!
STEVE JOBS
Steve Jobs, 56 yaşında hayata gözlerini yuman milyarderin son yazdığı yazı:
İş yaşamında büyük başarılara ulaştım. Kimilerinin gözünde yaşamım başarının simgesi, fakat işin dışında çok az neşem oldu benim. İşin sonunda zenginliğim alışmış olduğum hayatın bana getirdiği tek gerçeklik. Ölümle yüzleştiğim şu anda, yatağımda uzanıp hayatımı gözlerimde canlandırırken, fark ettim ki gururlandığım bilinirliliğim ve servetim ölümün karşısında ne kadarda anlamsızmış.
Arabayı kullanmak için, size para kazandırması için birilerini işe alabilirsiniz ancak hastalığınızı taşıması için kimseyi işe alamıyorsunuz. Kaybedilen maddesel şeyler bulunabilir ya da yerine başkası konur fakat kaybedildiğinde bulunamayacak yada yeri dolmayacak tek şey var oda “Yaşam.” Şu an hayatınızın hangi sahnesinde olursanız olun, zaman ile, o sahne perdesinin kapanması ile yüzleşeceksiniz.
Ailenize, eşinize, arkadaşlarınıza çok kıymet verin ve sevin. Kendinize iyi davranın ve insanlara değer verin. Yaşlandıkça ve umut ediyorum akıllandıkça fark ediyorsunuz ki 300 dolarlık saat de 30 dolarlık saat de aynı zamanı söylüyor. İç huzurun bu tarz şeylerle elde edilemediğini anlıyorsunuz. İster first class ister ekonomi uçun, bilin ki o uçak düşerse siz de düşeceksiniz.
O yüzden umut ederim ki şunu anlarsınız; kahkaha attığınız, sohbet ettiğiniz, şarkılar söylediğiniz, kuzeyden, güneyden, Doğudan, batıdan, cennetten ve dünyadan konuştuğunuz ahbaplarınız, dostlarınız, eski arkadaşlarınız, erkek kardeşiniz, kız kardeşiniz varsa bilin ki gerçek mutluluk bu. Çocuklarınızı zengin olması için eğitmeyin, onları mutlu olmaları için eğitin. Böylelikle büyüdüklerinde her şeyin fiyatını değil değerini bilirler. Yemeğinizi ilacınız gibi yiyin aksi halde ilacı yemek yerine yersiniz.
Sizi seven kişi sizi asla bırakmayacaktır. Bırakmak için yüzlerce neden saysada mutlaka sizde kalmak için neden bulacaktır. Bilin ki insan ile insan olabilmek arasında çok büyük fark var ve bunu anlayan çok az insan var. Doğduğunuzda sevildiniz ve ölürken de sevileceksiniz. Bu arada kalan zamanı başarmak zorundasınız.
Hayattaki en iyi altı doktor güneş ışığı, dinlenmek, egzersiz yapmak, sağlıklı yemek, kendine güven ve arkadaşlar. Bunları hayatınız her evresinde muhafaza edin ve sağlıklı bir ömrün tadını çıkarın.
Steve Jobs
BİN KEZ OKUNULASI YAZI
Bir değil, bin kez okunulası. Okumakla kalmayıp ders kitaplarına sokulası bir yazı!
Türkiye halkı kravat takar, lüks otomobillerde dolaşır, bikinili hatunları sosyetik plajları doldurur veya şehirlerini şekilsiz gökdelenlerle doldurup oraları yaşanmaz hale getirir, ama tüm bu halk zenginiyle fakiriyle, şehirlisiyle köylüsüyle zır cahildir.
Kendi tarihinden habersizdir. Aslında ne dilini, ne dinini bilir, ne geleneklerini tanır, ne de toplumsal değerlerinin evriminden haberdardır.
Muhteşem Yüzyıl diye televizyonlarda alkışladığı dönemde, devletinde Amerika’dan gelen gümüşün ilk enflâsyonu başlattığını bilmez (çünkü Avrupalı dünyayı keşfederken, muhteşem [!] padişahları hareminde gönül eğlendirmekte, dünyayı öğrenelim diyen Pirî Reis’in kafasını vurdurmaktadır).
O Muhteşem (!) yüzyılda Anadolu’da medrese o kadar ayağa düşmüştür ki, öğrenci haydutluğa başlamıştır (buna softa şekâveti denir). Avrupa’da ilk yenilgimizi Muhteşem (!) Süleyman devrinde aldığı gibi (I.Viyana bozgunu: 1529), Hint Okyanusuna her çıkışımızda mini mini Portekiz’den sopayı yiyip Kızıldeniz’e veya Basra Körfezi’ne tıkılışımız da bu büyük (!) padişah efendimizin devrindedir.
Gene onun zamanında dünya keşfedilirken, Hint Okyanusu’na kadırga denen sandallarla açılan ve 1554’te Hindistan’da karaya vuran büyük (!) bir amiralimiz, yürüyerek üç senede Hindistan’dan Edirne’ye gelmiş ve meşhur bir kitap (Mirât-ül Memâlik) yazmıştı. El alemin dünyayı öğrendiği bu dönemde Seydî Ali Reis gazel söyleyip, eğlence partilerini anlatmaktan başka tek bir detaylı coğrafya bilgisi toplamayı gerekli bulmamıştı.
Büyük (!) Sultanımız Süleyman’ın Fransa kralı I. François’yı hapisten bir mektupla kurtardığını okurduk mektepte. O François’nın kurduğu Collège de France bugün dünyanın en önemli araştırma kurumlarından biridir. Bizimkinin hangi kurumu ayakta kaldı? Hangi kurumunun insanlığa beş paralık bir faydası oldu? Tek becerdiği kalıcı şey, aklı başında öz oğlu Şehzade Mustafa’yı Hürrem uğruna katlettirip, devleti bir ayyaşa teslim ederek halkının geleceğini karartmak oldu.
Artık yeter! Bu ve benzeri rezillikleri yalanlarla bezeyip yücelten, buna karşılık bize bütün dünyada saygınlık kazandıran, aklımızı kullanıp onurlu insanlar olmamızı sağlayan Atatürk ‘ü aşağılayan âlim pozlu, ukala tavırlı zır cahilleri her gün halkın karşısına diken televizyon kanallarından ve gazetelerden gına geldi.
Yükselen ahlaksızlık grafiğimiz kimin eseridir sanıyorsunuz? Cehalet tüm fenalıkların anasıdır. Biz de o anayı besleyip duruyor, onun tosuncuklarına oylar veriyoruz.
Artık yeter! Memleketimde her elimi attığım yerde cehalet çirkefine bulaşmaktan bıktım.
Prof.Dr. Celal Şengör
SAĞLIK OLSUN
Sağlık Olsun Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama Yarım saat erkene kurulsun saatin Kedi gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin Pencereni aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin derin Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart Çek kızarmış ekmek kokusunu içine Bak güzelim kahvaltının keyfine Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis, Önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse, aydınlık bir gün dile Sonra koş git işine, dünden, önceki günden Hatta daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla Ohhh şöyle bir hafifle Bir güzel kahve ısmarla kendine Seni mutlu eden sesi duymak için “Alo” de Hiç işin olmasa da öğle üzeri dışarı çık Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa Yürü, yürürken sağa sola bak, öylesine değil, görerek bak Çiçek görürsen kokla, köpek görürsen okşa Çocuk görürsen yanağından makas al Sonra, şöyle bir düşün, kimler sana yol açtı, Sen çok darda iken kimler seni ferahlattı Hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde kimler kapını tıklattı Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara Hatırlarını sor, öyle laf olsun diye değil, Kucaklar gibi sor Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak Yüzünde güller açtıracak Günün güzeldi değil mi? Akşamın da güzel olsun Yemeğin ne olursa olsun, masanda illa ki kumaş örtü olsun Saklama tabakları, bardakları misafire Sizden ala misafir mi var bu dünyada Ailecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil Vazife yapar gibi hiç değil, Şöyle keyife keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi, Eksik bıraktıklarını tamamlar gibi tadına var akşamının Gece evinde, dostların olsun Sohbetin yemeğin, kahkahan olsun.. Arkadaşım Hayat bu, daha ne olsun? Ama en önce ve illa ki sağlık olsun!
Can YÜCEL
YEDİ YEDİ
Yedi Yedi
Pamuk prenses’in cüceleri niçin 7
James Bond niye 007 ?
İstanbul niçin 7 tepe ?
Türkiye niye 7 bölge ?
Dünya niçin 7 kıta?
Zindan niçin 7 kule?
Peki…
Soyumuz niye 7 göbek?
Gül neden 7 veren?
Dünya’nın neden 7 harikası var?
Oteller niçin 7 gece-7gündüz?
Ejderha neden 7 başlı?
Mevlana nın öğüdü neden 7 ?
Peki…
Gökyüzü neden 7 kat?
Yeryüzü neden 7 kat?
Cehennem neden 7 kapı?
Hafta niçin 7 gün ?
Gökkuşağı neden 7 renk?
Peki dinde
Eski ilk dinlerde 7 neden kutsal?
Hristiyanlık ve Müslümanlıkta uyurlar neden (Ashab-ı Kehf) 7 kişi?
Yahudilikte kutsal şamdan neden 7 mum?
Kabe’de tavaf niçin 7 ?
Merve safa arası niçin 7 ?
Şeytana atılan taş niçin 7?
Kuran’ın kapısı kabul edilen Fatiha’nın ayet sayısı neden 7?
İslam dinindeki bu gizemli 3 ler 7 ler 40 lar da ki bu 7 ler kim?
Neden 7 düvele meydan okuruz ?
Büyük Ayı-Küçük Ayı takım yıldızlarının sayısı neden 7?
Niçin müzikte nota sayısı 7?
Prematüre doğan çocukların 8 aylık olanlarının çoğu yaşamazken 7 aylıklar nasıl yaşıyor peki?
Sezeryan doğumlarda annenin kesilerek bebeğe ulaşılması neden 7 kat ayrıca?
Bir bebeğin yaklaşık 7 aylıkken süt dişleri çıkarken o dişlerin dökülmesi neden 7 yaş ?
Yüzümüz neden 7 kapı (2 göz+2kulak+2burun+1ağız)
Bu 7’ler beni gerçekten yedi
Ben tesadüflere inanmam
Ben rakamların uğuruna ya da uğursuzluğuna da inanmam ama sırrına inanırım
Şimdi soruyorum size
Bu rakamın sırrı ne ola ki?
Birde 7 kocalı hürmüz var ama onun şuan konumuzla bi alakası yok
İLBER ORTAYLI
Nerede şimdi böyle hocalar?
“İlber Ortaylı hukuk fakültesinde tarih dersi vermektedir ve dersin bir bölümünde kitaptan makale okumaya başlar. Okulun eğitim dili sebebiyle Fransızca okuyan İlber Hoca, normal konuşmasından biraz daha yavaş bir şekilde kitabı okumaktadır.
Fırlama ve bir o kadar da ukala olan öğrencilerden birisi el kaldırır, söz ister ve kinayeli bir gülüşle der ki:
-Hocam isterseniz kitabı verin ben okuyayım, dersi daha hızlı işlemiş oluruz.
Tavrını hiç bozmayan İlber Ortaylı öğrencisini kitabı okumak için kürsüye davet eder. Kendinden emin tavırlarla kürsüye gelen öğrenci kitabı açar ve karşılaştığı manzarayla adeta yerin dibine girer.
Kitap Almancadır ve İlber Hoca eş zamanlı olarak Fransızcaya çevirerek okumaktadır.”
KUSURLARI KABÜLLENMEK
Çin’de bir adam, her gün boynuna dayadığı kalın sopanın iki ucuna astığı testilerle dereden su taşırmış evine. Bu testilerden birinin yan kısmında çatlak varmış… Diğeri ise hiç kusursuz ve çatlaksızmış ve her seferinde bu kusursuz testi adamın doldurduğu suyun tümünü taşır, ulaştırırmış eve. Ama her zaman boynunda taşıdığı testilerden çatlak olanı eve yarım; diğeri dolu olarak varırmış iki sene her gün bu şekilde geçmiş. Adam her iki testiyi suyla doldururmuş ama evine vardığında sadece 1,5 testi su kalırmış. Tabi ki kusursuz, çatlaksız testi vazifesini mükemmel yaptığı için çok gururlanıyormuş. Fakat zavallı çatlak olan kusurlu testi, çok utanıyormuş. Doldurulan suyun sadece yarısını eve ulaştırabildiği için de çok üzülüyormuş. İki yılın sonunda bir gün, görevini yapamadığını düşünen çatlak testi, ırmak kenarında adama şöyle demiş:
“Kendimden utanıyorum. Şu yanımdaki çatlak nedeniyle, sular eve gidene kadar akıp gidiyor..”
Adam gülümseyerek dönmüş testiye
“Göremedin mi? Yolun senin tarafında olan kısmı çiçeklerle dolu. Fakat kusursuz testinin tarafında hiç yok. Çünkü ben başından beri senin kusurunu, çatlaklığını biliyordum. Senin tarafına çiçek tohumları ektim.. Ve her gün o yolda ben su taşırken, sen onları suladın.. 2 senedir o güzel çiçekleri toplayıp, masamı süslüyorum. Sen kusursuz olsaydın, o çatlağın olmasaydı evime böyle güzellik ve zarafet veremeyecektim” diye cevap vermiş.
Aslında hepimiz birer çatlak testiyiz Her birimizin kendine has kusurları vardır. Fakat sahip olduğumuz bu kusurlar ve çatlaklardır hayatlarımızı ilginç yapan, mükafatlandıran, renklendiren.. Etrafımızdaki her kişiyi, oldukları gibi kabullenin..
NEDEN KÖPEKLER İNSANLARDAN DAHA AZ YAŞAR
İşte 6 yaşındaki bir çocuğun şaşırtıcı cevabı:
Bir veteriner olarak Belker isimli, 10 yaşındaki İrlanda cinsi bir kurt köpeğini muayene için çağrılmıştım.
Köpeğin sahipleri Ron, eşi Lisa, ve küçük oğulları Shane olmak üzere köpeklerine çok bağlılardı, ve bir mucize umuyorlardı.
Belker’i muayene ettim ve kanser sebebiyle ölmek üzere olduğu teşhisini koydum. Aileye Belker için yapacak bir şey kalmadığını ve izinlerine istinaden evde uyutarak ötenazi uygulamayı teklif ettim.
Gerekli hazırlıkları yaptıktan sonra aile 6 yaşındaki oğulları Shane’in de uygulamayı görmesinin iyi olacağını söyledi. Shane’in bu tecrübeden bir şeyler öğrenebileceğini düşünüyorlardı.
Ertesi gün yine boğazımdaki o tanıdık düğümlenme ve aile ile köpeğin etrafında toplandık. Küçük çocuk köpeğini son bir defa severek “Hoşçakal” derken o kadar sakindi ki, ne olup bittiğini anlamadığını düşündüm. Birkaç dakika içinde Belker sessiz bir şekilde hayata veda etmişti.
Küçük çocuk ilginç bir şekilde Belker’in gidişini herhangi bir zorluk yaşamadan kabul etmişti. Belker’e veda ettikten sonra aile ile oturmuş “köpeklerin neden insanlardan daha az yaşadığını” sorgularken küçük çocuk aniden “ben sebebini biliyorum” dedi. “İnsanlar iyi olmayı, doğru bir hayat yaşamayı ve herkesi sevmeyi öğrenmek için doğar ve yaşarlar değil mi?” Küçük çocuk konuşmasına şaşkın bakışlarımız arasında devam etti “Köpekler zaten bunların tümünü bildikleri ve uyguladıkları için bizim kadar uzun kalmalarına gerek yok ki!”
Küçük çocuğun konuşması üzerine düşünmeye başladım.
Basit yaşa
Koşulsuz sev
Derinden hisset
İyilikle ve içten konuş
Eğer köpekler birer öğretmen olsalardı bize neler öğretirlerdi?
Sevdiklerin eve geldiklerinde mutlaka koş ve karşıla
Hiçbir eğlence ve mutlu olma fırsatını kaçırma
Yüzüne vuran rüzgâr ve temiz havanın keyfini delicesine çıkar
Kısa uykulara dal
Kalkmadan önce germe hareketleri yap
Her fırsatta koş, zıpla ve oyna
İlgiden sıkılma ve insanların sana dokunmasına izin ver
Küçük bir havlama yeterli ise sakın ısırma
Sıcak günlerde küçük bir mola verip sırt üstü çimlere uzanmayı unutma
Çok sıcak günlerde bolca su iç ve gölgeye sığınmayı unutma
Mutlu olduğunda tüm vücudunla dans et
Küçücük yürüyüşlerin bile keyfini çıkar
Sadakatli ol
Asla olmadığın birisi gibi hareket etme
Eğer istediğin şey derinde gömülü ise onu bulana kadar pes etme ve kaz
Eğer birisi üzgünse sessizce yanına otur ve kibarca destek ol
İşte köpeklerden öğrenebileceğimiz mutluluğun sırları!
ARİTMETİK
AŞK ARİTMETİGİ
Akıllı erkek + Akıllı kadın = aşk
Akıllı erkek + Aptal kadın = ilişki
Aptal erkek + Akıllı kadın = evlilik
Aptal erkek + Aptal kadın = hamilelik
OFIS ARİTMETİGİ
Akıllı patron + Akıllı eleman = kar
Akıllı patron + Aptal eleman = üretim
Aptal patron + Akıllı eleman = terfi
Aptal patron + Aptal eleman = fazla mesai
ALISVERIS ARİTMETİGİ
Bir erkek kendisine gerekli olan ürünü almak için 1 liralık ürüne 2 lira öder.
Bir kadın kendisine gerekmeyen ürünü almak için 2 liralık ürüne 1 lira öder.
GENEL FORMÜLLER VE İSTATİSTİKİ VERİLER
Bir kadının gelecek endişesi evlenene kadar sürer.
Bir erkeğin gelecek endişesi evlenince başlar.
Başarılı bir erkek eşinin harcayabileceğinden daha fazla geliri olandır.
Başarılı bir kadın böyle bir erkeği evliliğe ikna edebilendir.
MUTLULUK
Bir erkekle mutlu olabilmek için onu çok iyi anlamak ve az sevmek gerekir.
Bir kadınla mutlu olabilmek için onu çok sevmek ve anlamaya çalışmamak gerekir.
UZUN YAŞAM
Evli erkekler bekar erkeklerden daha uzun yaşar ama daha erken ölmek isterler.
DEĞİŞİM ORANI
Bir kadın kocasının değişeceği inancıyla evlenir ama erkek değişmez.
Bir erkek karısının değişmeyeceği inancıyla evlenir ama kadın değişir.
TARTIŞMA TEKNIKLERI
Kadın bir tartışmada her zaman son sözü söyler. Bu sözden sonra erkeğin söyleyeceği her şey yeni bir tartışma konusudur.
GEÇMİŞ – ŞİMDİ
Bir genç babasına sordu:
“Siz daha önce nasıl yaşadınız?
Teknolojiye erişim yok
Uçak yok
İnternet yok
Bilgisayar yok
Gösteri yok
TV yok
Klima yok
Araba yok
Cep telefonu yok”…
Baba cevap verdi;
“Aynen sizin neslin bugün nasıl yaşadığı gibi yaşıyorduk”
“Dua yok
Şefkat yok
Onur yok
Saygı yok
Karakter yok
Utanç yok
Alçakgönüllülük yok
Zaman planlaması yok
Spor yok
Okuma yok”…
Biz, 1940-1980 arasında doğan insanlar tanrının sevgili kullarıyız…
Hayatımız gerçek bir kanıttır;
Oynarken ve bisiklete binerken, asla kask takmadık.
Okuldan sonra akşama kadar sokakta oynardık. Hiç televizyon izlemezdik.
İnternet arkadaşlarıyla değil gerçek arkadaşlarla oynardık..
Susadığımız zaman, şişelenmiş su değil, musluk suyu içerdik.
Aynı bardağı dört arkadaşla paylaştığımız halde hastalanmazdık.
Her gün çok pilav yediğimiz halde hiçbir zaman kilo almadık.
Çıplak ayakla dolaşırdık ama ayaklarımıza bir şey olmazdı.
Annemiz ve babamız bizi sağlıklı tutmak için hiçbir zaman ek gıda takviyeleri, vitaminler vermezlerdi.
Kendi oyuncaklarımızı kendimiz yaratır ve onlarla oynardık.
Ailemiz zengin değildi. Bize mal mülk değil, sevgi verdiler.
Cep telefonlarımız, DVD’lerimiz, oyun istasyonumuz, Xbox’ımız, video oyunlarımız, kişisel bilgisayarlarımız, internet sohbetimiz olmadı – ama bizim gerçek arkadaşlarımız vardı.
Arkadaşımızın evini davet olmadan istediğimizde ziyaret eder ve onlarla birlikte eğlenerek yemek yerdik.
Senin dünyandan çok farklı olarak bütün akrabalarla iç içe yaşar, aramızda sıkı bağlar olurdu.
Çektiğimiz fotoğraflar siyah beyazdı ama renkli anılarla dolu idi.
Biz kendine has, anlayışlı bir nesiliz, çünkü biz ebeveynlerinin söylediğini dinleyen son nesiliz.
Ayrıca, çocuklarını dinleyen ve dikkate alan ilk nesiliz.
Ve sizler yaşındayken asla var olmayan bir teknolojiyi nasıl kullanacağınız konusunda size yardımcı olabilecek kadar zeki olan da biziz !!!
SINIRLI sayıda üretildik… Bu yüzden;
Bizden keyif alın,
Bizden öğrenin,
Hazine biziz,
Dünyadan yok olmadan önce…
Her şeyi ve herkesi sevin. Sevgiyle kalın.
Alıntı.