BAĞIMLI KİŞİLİK BOZUKLUĞU

Bağımlı kişilik; Bu kişilik bozukluğu bulunan kişiler başka kişilere karşı aşırı güvenme, teslimiyetçi davranış ve dayanma sergilerler. Bu yapıdaki kişilerin bağımlı ve teslimiyetçi olmalarının nedeni başkalarının yardımı olmadan bir şey yapamayacaklarına inanıyor olmalarıdır. Bu kişiler yalnız kalamaz, alkol ve madde bağımlılığı yüksek, depresyona girme olasılığı fazla olur. Bunun nedeni bağımlı oldukları kişilerin ya da kişinin yaşamlarından çıkmaları veya bu kişilerin eleştirilerine maruz kalmaları halinde kendilerini reddedilmiş hissederek, boşluğa düşmelerinden kaynaklanır.

NEGATİF DÜŞÜNCELERDEN KURTULMA

Negatif düşüncelerden kurtulmanın 5 yolu
1- Düşüncelerinizi araştırın, farkındalığınızı geliştirin
2- Zihninizi pozitif düşüncelerle doldurun
3- Yaratıcılığa odaklanın (Yaratıcılıkla meşgulken, zihinlerimiz endişe yeteneğini tamamen kaybeder. Resim yapmak, bir enstrüman çalmak, yazmak, el işleri ile uğraşmak, yemek pişirmek, bahçe ile ilgilenmek)
4- Korkularınızla yüzleşin
5- Berraklık ile sükunete sarılın. (Her şeyden önce zihnimizdeki gereksiz, çöp niteliğindeki birikimden arınmalı ve açılan bu yeri pozitif düşüncelerle doldurmalıyız. Netlik ve duruluk kazanır, böylece pozitif düşünmeye bir adım daha yaklaşırsınız.)

10 ALTIN KURAL

1- Hayatını başkalarını mutlu etmek için yaşama.
2- İleri gitmek için kendin dışındaki güçlere dayanma.
3- İş ve özel hayatında uyumlu ve merhametli ol.
4- Çevreni seni ileri götürebilecek insanlarla doldur.
5- Nazik ol.
6- Bağımlılıklarından kurtul.
7- Etrafında her zaman en az senin kadar akıllı ya da senden daha akıllı kişiler olsun.
8- Eğer motivasyonun sadece paraysa, her şeyi unut gitsin.
9- Asla gücünü başkalarının eline verme.
10- Hayallerinin peşinde giderken ısrarcı ol.
Oprah Winfrey

ANLAMLI BİR HAYAT İÇİN

Anlamlı bir hayat için
Güzel insanlar tanıyın
Sürekli iyilikler yapın
Farklı kültürleri görün
Güzel kitaplar okuyun
Yalnız kalmayı öğrenin
Dürüst bir hayat yaşayın
İnandığınız yola devam edin
Kötülere ve kötülüklere direnin

ÇİFTÇİ PAHOM

Tolstoy’un “İnsan Ne İle Yaşar” adlı kitabında, çiftçi Pahom’un hazin ve ibretlik öyküsü yer alır.
Sıradan kendi halinde bir çiftçi olan Pahom, daha zengin bir hayatın hayalini kurmaktadır.
Uzak bir yerlerde, cömert bir reisin karşılıksız toprak verdiğini duyunca, daha çok toprak elde etmek için reise gidip talebini iletir. Gerçekten de Reis herkese istediği kadar toprak veren cömert biridir.
Pahom’a “Sabah güneşin doğuşundan batışına kadar yürüyerek yada koşarak ulaştığın bütün yerler senindir fakat güneş batmadan yeniden başladığın yere dönmen lazım.” der. “Seni başladığın yerde görmek istiyorum. Yoksa bütün hakkını kaybedersin. Der.
Pahom güneşin doğuşuyla beraber başlar yürümeye. Tarlalar, bağlar, bahçeler geçer. Tam geri dönecekken gördüğü sulak bir arazi dikkatini çeker orayı da almak için koşmaya başlar.
Şu bağ, bu bahçe derken bakar ki güneşin batmasına az kalmış. Vakit epey geçmiş. Daha hızlı koşar, koşar, ama artık kesilir takâti. Halsiz adımlarla yürümeye devam ederken, Pahom’un burnundan kanlar damlamaya başlar. Tam başladığı noktaya yaklaşmışken, bir an yığılır yere ve bir daha kalkamaz…
Reis olanları izlemektedir. Çok kereler şahit olduğu olay yeniden vuku bulmuştur. Adamlarına bir mezar kazdırır. Pahom’u bu mezara gömerler. Reis Pahom’un mezarının başında durur şöyle der:
“Bir insana işte bu kadar toprak yeter!”
Mütemadiyen biriktirmek istiyoruz. Yiyemeyeceğimiz kadar erzak, giyemeyeceğimiz kadar kıyafet, kullanamayacağımız kadar eşya, oturamayacağımız kadar ev.

ADAM OLMAK

Kadın hamile.
Bebek erkekmiş.
Aile mutlu, çok mutlu.
Bebek doğdu, pipisini amcalara gösterdi.
Amcalarda bayram sevinci.
Dünyanın en gerekli organını gördüler çünkü.
Bebek terledi, çırılçıplak soydular, evde, misafirlikte, mahallede böyle gezdi.
Bu hakka sahipti çünkü pipisi vardı.
Bebek biraz büyüdü.
Sünnet olacak.
Davullar, zurnalar, hediyeler… Çocuk düşündü:
“Sanırım bu çok önemli bir organ..”
Çocuk bunu aklının en karanlık köşesine yazdı.
Üç beş güzel kız var gittikleri yerde, annesi babası dedi ki:
“Hangisini alayım oğlum sana?”
Çocuk düşündü:
“Sanırım karşı tarafa sormaksızın seçme hakkım var.”
Çocuk bunu aklının en karanlık köşesine yazdı.
Çocuk acıktı, sofrasını varsa kız kardeşleri ve annesi hazırladı.
Yemek bitince topladılar.
Çocuk düşündü:
“Sanırım kızlar/kadınlar bana hizmet etmekle yükümlü.”
Çocuk bunu aklının en karanlık köşesine yazdı.
Kalabalık bir yemek daveti, herkes masaya sığamayacak.
Erkekler ve yaşlılar masaya oturdu.
Çocuğu da masaya oturtturdular.
Annesi ve varsa ablaları yerde oturuyordu.
Çocuk düşündü:
“Sanırım önemli olan erkeklerin konforu.”
Çocuk bunu aklının en karanlık köşesine yazdı.
Servis yapılacak, önce erkeklere yemek verildi, erkekler yardım etmedi.
Çocuk düşündü:
“Sanırım öncelikli olan erkeklerin karnının doyması.”
Çocuk bunu aklının en karanlık köşesine yazdı.
Çocuğun kız arkadaşı oldu.
Bütün sülale duydu.
Herkesin ağzı kulaklarında.
Densiz bir amca:
“Neler yapacan bahim gızlaraa” dedi.
Çocuğun anne ve babası:
“Oğlumdan iyisini mi bulacak?” dediler.
Çocuk düşündü:
“Sanırım en iyisini hak eden benim ve bu yüzden kızlara rızayla ya da rızasız istediğimi yapabilirim.”
Çocuk bunu aklının en karanlık köşesine yazdı.
Çocuk büyüdü, arkadaşlarıyla dışarı çıktı, eğlendi.
Eve geç geldi, paşalar gibi karşılandı.
Kız kardeşi eve geç geldiği için azar işitirken, dövülürken.
Genç düşündü:
“Sanırım eve istediğim saatte girip çıkabilirim.”
Genç bunu aklının en karanlık köşesine yazdı.
Kavga etti, ağzı burnu kan içinde.
Annesi, babası:
“Koçum benim, helal olsun” dedi.
Genç düşündü:
“Sanırım güçlüyüm ve sorunlarımı bu şekilde halledebilirim.”
Genç bunu aklının en karanlık köşesine yazdı.
Genç büyüdü.
Ama bir türlü adam olamadı

ÖĞRENMENİN 4 AŞAMASI

Öğrenmenin 4 aşaması
Öğrenilecek bilgiyi bilinçli seç
Anladığını düşündüğün bilgiyi bir çocuğa anlatmaya çalış
Anlatmaya çalıştığında eksiklerini göreceksin. Bu eksikleri gidermek için kaynağa geri dön
Gözden geçir ve sonucu basit bir şekilde açıklanabilir hale getir.

BİR İNSANI TANIMAK İÇİN

Bir insanı nasıl tanıyacağınızı biliyor musunuz?
Ne okuduğuna bakın,
Ne seyrettiğine bakın,
Duvarlarına ne astığına,
Raflarına ne koyduğuna,
Nasıl konuştuğuna,
Nasıl dinlediğine bakın.
Yapmanız gereken tek şey bakmaktır.
Bunlar size onun ruhunun nerede olduğunu gösterir.
Ramtha

ÇOCUĞUNUZA SEVGİNİZİ GÖSTERMEK İÇİN

Çocuğunuza sevginizi göstermek için yapmanız gerekenler
1- Ağzını açar açmaz “Olmaz. Hayır. Duymak istemiyorum” gibi sözler etmeyin
2- Çocuğunuzu övün
3- Çocuğunuzla birlikte bir şeyler yapın
4- Çocukla çocuk olun.
5- Onu yeni şeyler yapmaya teşvik edin
6- Küçük hediyeler alın
7- Çift olarak aranızdaki problemleri çocuğunuza yansıtmayın
8- Çocuğunuza seçim yapma hakkı verin
9- Sevginizi sözlerinizle belli edin
10- Net olun
11- Önemli günlerinde yanlarında olun
12- Çocuğunuzu başka çocuklarla kıyaslamayın
13- Ne yaptığıyla daha çok ilgilenin ve bunu gösterin
14- Fikrini alın
15- Sarılmayı unutmayın

KIZILDERİLİLERİN HAYAT KURALI

“İlkel” dediğimiz Kızılderililerin 3 hayat kuralı
1- Doğa bizim için var olmaz, bizim bir parçamızdır. Doğayı koru.
2- Başka insanların düşüncelerine değer ver. Herkes kendini istediği gibi ifade edebilir.
3- Herkesin inanışına saygı duy. İnsanları senin inandığın dine inanmaya zorlama.

NEGATİF DÜŞÜNCELERDEN KURTULMAK İÇİN ÖNERİLER

NEGATİF DÜŞÜNCELERDEN KURTULMAK İÇİN ÖNERİLER
1- Uykunuza dikkat edin
2- Negatif düşüncelerinizi kaleme alın
3- Düşüncelerin esiri olmak yerine gerçeği görmeyi öğrenin
4- Olaylara iyi tarafından bakmayı deneyin
5- Olumsuz düşünceler için zaman yaratın
6- Çevrenizde olumlu düşünen insanlara yer verin
7- Zamanınızın kıymetini bilin
8- Dikkatinizi başka bir şeye verin
9- Kendinizi sevin

DAİMA HATIRLANMALI

Daima Hatırlanmalı
1- Geçmiş değiştirilemez
2- Vazgeçersen sadece kaybedersin
3- Bazen “Hayır” demek , “Şimdilik uygun değil” demektir
4- Başkalarının görüşü sizin gerçeğinizi belirlemez
5- Mutluluk kişinin içindedir
6- Bir kapı kapanırsa, bir diğeri açılır
7- Kendin olmaktan çekinme

KAVUŞMAK ÜZERE

İnsan ne yerse o kokar. Ne okursa onu konuşur. Kimi seviyorsa kalbi o kadardır. Sizsiniz kendinizle ilgili tüm cevapları kendinizi tanıyacak olana sunan. Yaşamınız verir sizi ele. Müzik arşivinizden bellidir kişiliğiniz. Aşkı sevme biçiminiz. Dinlediğin tarz müzikte saklıdır sevgiye olan şiddetiniz. En kötüye vereceğiniz cezadır adalet. Herkes sever doğduğu toprağı, oraya bomba düştüğünde belli olur kimliğiniz. Sevgi bir bütün diyalog evrene karşı. Yağmurda ıslak bir kediye puslanmıyorsa gözleriniz, aşk sözlerini sakının siz. Komşunuzla sohbetimiz kadar uzaktakine olan bağımız. Mesafe denilen tanım sadece zamanla ilintili. Yoksa yalnız bir gecede bir kahve yudumlarken de onu anabiliriz. İnsan çevresi kadar güçlüdür. Kaç el uzattıysan o dostluklarla sınanırsın karanlığında. Aile bağın kadar bağlısın hayata. Sana karşı yapılan her şeye rağmen duruşundadır tavrın. Gizlediğin iyilik kadar büyük. Anne baba sevgisine izin verdiğin kadar küçük. Tek bir dünya var “vicdanının” etrafında dönen. Tüm karakterindir onun içinde geçen…
Umut Güner

HAYATININ DEĞERİ

Hayatının Değeri
Bir gün genç çocuk babasına sorar ‘Hayatımın değeri nedir? ‘Baba cevap vermek yerine ‘Al bu taşı ve markete satmaya götür’ der. Eğer fiyatını soran olursa iki parmağını kaldır ve bir şey söyleme.
Çocuk markete gider ve bir kadın sorar. Bu taş ne kadar onu bahçeme koymak isterim, çocuk bir şey söylemeden iki parmağını kaldırır.Kadın’2 dolar mı? Alıyorum. ‘Der. Eve giden çocuk babasına, bir kadın iki dolara satın almak istiyor der. Babası çocuğa bu sefer bir müzeye gitmesini eğer almak isteyen olursa hiçbir şey söylemeden sadece iki parmağını kaldırmasını söyler. Çocuk müzeye gider ve bir adam taşı almak istediğini söyler bir şey söylemeden iki parmağını kaldırır adam ‘200 dolar mı alıyorum’ der. Çocuk şok olur ve eve koşar. Babasına ‘Bir adam bu taşı 200 dolara almak istiyor’ der. Babası ‘Oğlum son olarak bu taşı değerli taşlar satan dükkana götürmeni istiyorum. Dükkan sahibine göster ve fiyatı sorarsa sadece iki parmağını göster. Çocuk değerli taşlar satan dükkana girer taşı gösterir. Dükkan sahibi ‘Bu taşı nereden buldun bu dünyada nadir görülen taşlardan bunu almalıyım, ne kadar?’ diye sorar. Çocuk iki parmağını kaldırır ve adam’ alıyorum’ der 200,000 dolara. Çocuk ne diyeceğini bilmez ve babasına koşar. ‘Baba bir adam bu taşı 200,000 dolara almak istiyor. Babası şöyle der; Oğlum ‘Şimdi hayatının değerini anladın mı? ‘Şimdi anladın mı nereden geldiğini nerede doğduğun teninin rengi ne kadar zengin bir ailede doğduğun önemli değil. Önemli olan kendini nerede konumlandırdığın Çevreni oluşturduğun insanlar… kendini ne şekilde taşıdığın. Tüm hayatını… 2 dolarlık bir taşmış gibi hissederek yaşayabilirsin. Tüm hayatını çevrende seni 2 dolarlık taş olarak görenlerle yaşayabilirsin. Fakat her insanın içinde bir elmas vardır ve çevremizdeki insanları seçebiliriz… Değerimizi bilen ve içimizdeki elması gören insanlarla. Kendimizi bir markete ya da mücevher dükkanına koymayı tercih edebiliriz. Ve ayrıca başka insanların değerini de görmeyi seçebiliriz. Başka insanlara kendi içlerindeki elması görmelerinde yardımcı olabiliriz. Çevrenizdeki insanları akıllıca seçin. Hayatınızda fark yaratacak olan şey bu.. ve bazı insanlar sizi ‘PAHA BİÇİLMEZ ‘GÖRECEKLER…

Perran KUTMAN anlatıyor;

Perran KUTMAN anlatıyor;
“Amerika’da böbrek sancım tuttu. Taş düşürüyordum. Ambulans geldi. Avazım çıktığı kadar bağırıyorum. İlk defa böyle bir ağrıyla karşılaşıyorum. Bir yandan da ‘Anneciğim. Anneciğim..’ diye bağırıyorum. Bunu Türkçe söylediğim için ağrıyan yerimi söylediğimi sandılar.
Birbirlerine bakıp acaba orası neresi? Diye soruyorlar.
Ben, “annemi çağırıyorum” dedim. ‘Kaç yaşında kadın, bunun bir de annesi mi var, onu niye çağırıyor ki?’ dediler muhtemelen..
Biz böyle durumlarda ‘anne’ deriz. Onlarda öyle bir şey yok ki; ‘mamy…mamy…’ diye ağlayan Amerikalı mı var?..
Evet, belki de ‘ ANNE ‘, bizim ‘ AĞRIYAN YERİMİZ ‘…

Asosyal!

Psikologlara göre sosyallikten uzak duran her insan “Asosyal” olarak algılanmamalıymış. Genelde her 8 kişiden 1’i sahteliğe tahammül edemediği için yalnızlığı tercih ediyormuş. Emile Ajar’ın da dediği gibi; “Rol yapmazsanız; asosyal, uyumsuz veya sinir hastası damgası yersiniz”

Hint felsefesinin 4 altın kuralı

Hint felsefesinin 4 altın kuralı
1- Karşına çıkan kişiler her kimse doğru kişilerdir
2- Yaşanmış olan her ne ise sadece yaşanabilecek olandır
3- İçinde başlangıç yapılan her an doğru andır
4- Bitmiş olan bir şey bitmiştir. Bu kadar basittir.