1- Hayatını başkalarını mutlu etmek için yaşama.
2- İleri gitmek için kendin dışındaki güçlere dayanma.
3- İş ve özel hayatında uyumlu ve merhametli ol.
4- Çevreni seni ileri götürebilecek insanlarla doldur.
5- Nazik ol.
6- Bağımlılıklarından kurtul.
7- Etrafında her zaman en az senin kadar akıllı ya da senden daha akıllı kişiler olsun.
8- Eğer motivasyonun sadece paraysa, her şeyi unut gitsin.
9- Asla gücünü başkalarının eline verme.
10- Hayallerinin peşinde giderken ısrarcı ol.
Oprah Winfrey
Ay: Mart 2021
ÇİFTÇİ PAHOM
Tolstoy’un “İnsan Ne İle Yaşar” adlı kitabında, çiftçi Pahom’un hazin ve ibretlik öyküsü yer alır.
Sıradan kendi halinde bir çiftçi olan Pahom, daha zengin bir hayatın hayalini kurmaktadır.
Uzak bir yerlerde, cömert bir reisin karşılıksız toprak verdiğini duyunca, daha çok toprak elde etmek için reise gidip talebini iletir. Gerçekten de Reis herkese istediği kadar toprak veren cömert biridir.
Pahom’a “Sabah güneşin doğuşundan batışına kadar yürüyerek yada koşarak ulaştığın bütün yerler senindir fakat güneş batmadan yeniden başladığın yere dönmen lazım.” der. “Seni başladığın yerde görmek istiyorum. Yoksa bütün hakkını kaybedersin. Der.
Pahom güneşin doğuşuyla beraber başlar yürümeye. Tarlalar, bağlar, bahçeler geçer. Tam geri dönecekken gördüğü sulak bir arazi dikkatini çeker orayı da almak için koşmaya başlar.
Şu bağ, bu bahçe derken bakar ki güneşin batmasına az kalmış. Vakit epey geçmiş. Daha hızlı koşar, koşar, ama artık kesilir takâti. Halsiz adımlarla yürümeye devam ederken, Pahom’un burnundan kanlar damlamaya başlar. Tam başladığı noktaya yaklaşmışken, bir an yığılır yere ve bir daha kalkamaz…
Reis olanları izlemektedir. Çok kereler şahit olduğu olay yeniden vuku bulmuştur. Adamlarına bir mezar kazdırır. Pahom’u bu mezara gömerler. Reis Pahom’un mezarının başında durur şöyle der:
“Bir insana işte bu kadar toprak yeter!”
Mütemadiyen biriktirmek istiyoruz. Yiyemeyeceğimiz kadar erzak, giyemeyeceğimiz kadar kıyafet, kullanamayacağımız kadar eşya, oturamayacağımız kadar ev.
ÖĞRENMENİN 4 AŞAMASI
Öğrenmenin 4 aşaması
Öğrenilecek bilgiyi bilinçli seç
Anladığını düşündüğün bilgiyi bir çocuğa anlatmaya çalış
Anlatmaya çalıştığında eksiklerini göreceksin. Bu eksikleri gidermek için kaynağa geri dön
Gözden geçir ve sonucu basit bir şekilde açıklanabilir hale getir.
KİŞİYİ KAYGILI YAPAN ÇOCUKLUK YAŞANTILARI
Kişiyi kaygılı yapan çocukluk yaşantıları
1- Aşırı koruyucu anne baba tutumları
2- Depresif ebeveynler
3- Erken ilişkilerde güvensiz bağlanma
4- Aile tarafından verilen “Dünya tehlikeli bir yerdir” düşüncesi
5- Rollerin tersine dönmesi
6- Tutarsız ebeveynler (Öngörülmeyen ceza ve ödüller)
KIZILDERİLİLERİN HAYAT KURALI
“İlkel” dediğimiz Kızılderililerin 3 hayat kuralı
1- Doğa bizim için var olmaz, bizim bir parçamızdır. Doğayı koru.
2- Başka insanların düşüncelerine değer ver. Herkes kendini istediği gibi ifade edebilir.
3- Herkesin inanışına saygı duy. İnsanları senin inandığın dine inanmaya zorlama.
DAİMA HATIRLANMALI
Daima Hatırlanmalı
1- Geçmiş değiştirilemez
2- Vazgeçersen sadece kaybedersin
3- Bazen “Hayır” demek , “Şimdilik uygun değil” demektir
4- Başkalarının görüşü sizin gerçeğinizi belirlemez
5- Mutluluk kişinin içindedir
6- Bir kapı kapanırsa, bir diğeri açılır
7- Kendin olmaktan çekinme
HAYATININ DEĞERİ
Hayatının Değeri
Bir gün genç çocuk babasına sorar ‘Hayatımın değeri nedir? ‘Baba cevap vermek yerine ‘Al bu taşı ve markete satmaya götür’ der. Eğer fiyatını soran olursa iki parmağını kaldır ve bir şey söyleme.
Çocuk markete gider ve bir kadın sorar. Bu taş ne kadar onu bahçeme koymak isterim, çocuk bir şey söylemeden iki parmağını kaldırır.Kadın’2 dolar mı? Alıyorum. ‘Der. Eve giden çocuk babasına, bir kadın iki dolara satın almak istiyor der. Babası çocuğa bu sefer bir müzeye gitmesini eğer almak isteyen olursa hiçbir şey söylemeden sadece iki parmağını kaldırmasını söyler. Çocuk müzeye gider ve bir adam taşı almak istediğini söyler bir şey söylemeden iki parmağını kaldırır adam ‘200 dolar mı alıyorum’ der. Çocuk şok olur ve eve koşar. Babasına ‘Bir adam bu taşı 200 dolara almak istiyor’ der. Babası ‘Oğlum son olarak bu taşı değerli taşlar satan dükkana götürmeni istiyorum. Dükkan sahibine göster ve fiyatı sorarsa sadece iki parmağını göster. Çocuk değerli taşlar satan dükkana girer taşı gösterir. Dükkan sahibi ‘Bu taşı nereden buldun bu dünyada nadir görülen taşlardan bunu almalıyım, ne kadar?’ diye sorar. Çocuk iki parmağını kaldırır ve adam’ alıyorum’ der 200,000 dolara. Çocuk ne diyeceğini bilmez ve babasına koşar. ‘Baba bir adam bu taşı 200,000 dolara almak istiyor. Babası şöyle der; Oğlum ‘Şimdi hayatının değerini anladın mı? ‘Şimdi anladın mı nereden geldiğini nerede doğduğun teninin rengi ne kadar zengin bir ailede doğduğun önemli değil. Önemli olan kendini nerede konumlandırdığın Çevreni oluşturduğun insanlar… kendini ne şekilde taşıdığın. Tüm hayatını… 2 dolarlık bir taşmış gibi hissederek yaşayabilirsin. Tüm hayatını çevrende seni 2 dolarlık taş olarak görenlerle yaşayabilirsin. Fakat her insanın içinde bir elmas vardır ve çevremizdeki insanları seçebiliriz… Değerimizi bilen ve içimizdeki elması gören insanlarla. Kendimizi bir markete ya da mücevher dükkanına koymayı tercih edebiliriz. Ve ayrıca başka insanların değerini de görmeyi seçebiliriz. Başka insanlara kendi içlerindeki elması görmelerinde yardımcı olabiliriz. Çevrenizdeki insanları akıllıca seçin. Hayatınızda fark yaratacak olan şey bu.. ve bazı insanlar sizi ‘PAHA BİÇİLMEZ ‘GÖRECEKLER…
Perran KUTMAN anlatıyor;
Perran KUTMAN anlatıyor;
“Amerika’da böbrek sancım tuttu. Taş düşürüyordum. Ambulans geldi. Avazım çıktığı kadar bağırıyorum. İlk defa böyle bir ağrıyla karşılaşıyorum. Bir yandan da ‘Anneciğim. Anneciğim..’ diye bağırıyorum. Bunu Türkçe söylediğim için ağrıyan yerimi söylediğimi sandılar.
Birbirlerine bakıp acaba orası neresi? Diye soruyorlar.
Ben, “annemi çağırıyorum” dedim. ‘Kaç yaşında kadın, bunun bir de annesi mi var, onu niye çağırıyor ki?’ dediler muhtemelen..
Biz böyle durumlarda ‘anne’ deriz. Onlarda öyle bir şey yok ki; ‘mamy…mamy…’ diye ağlayan Amerikalı mı var?..
Evet, belki de ‘ ANNE ‘, bizim ‘ AĞRIYAN YERİMİZ ‘…
Asosyal!
Psikologlara göre sosyallikten uzak duran her insan “Asosyal” olarak algılanmamalıymış. Genelde her 8 kişiden 1’i sahteliğe tahammül edemediği için yalnızlığı tercih ediyormuş. Emile Ajar’ın da dediği gibi; “Rol yapmazsanız; asosyal, uyumsuz veya sinir hastası damgası yersiniz”
Sen kimseyi kaybetmedin
“Sen kimseyi kaybetmedin
Sen sadece bazı insanları tanıdın.
Zamanla nasıl da değiştiklerini görmüş oldun.
Sen kesinlikle kaybetmedin.
Sen aslında kazandın.
Ne mi kazandın?
Bundan sonra herkese hak ettiği değeri verecek kadar.
Bundan sonra herkesin ilk göründüğü gibi olmadığını anlayacak kadar.
Bundan sonra seni kim ne kadar hak ediyorsa o kadar yanında olacak.
Kim ne kadar seviyorsa o kadar sevecek.
Kim ne kadar güven veriyorsa o kadar güvenecek kadar tecrübe kazandın”.
Öğren
Öğren
Güvenmeyi öğren
Sevmeyi öğren
Affetmeyi öğren
Hayal kurmayı öğren
Cesaret etmeyi öğren
Değişmeyi öğren
Ayakta durmayı öğren
Dayanmayı öğren
Mücadeleyi öğren
Konuşmaktan çok dinlemeyi öğren
Öğrenmeyi öğren