YORULDUM

Yeniden başlamaktan, iyi sanmaktan ve insanlara inanmaktan, insanların iyi olabileceklerine inanmaktan yoruldum.
Başımın üstünde taşıdıklarımın ayaklarının altına kalmaktan yoruldum.
“Sonuna kadar haklısın ama.” lafını duymaktan yoruldum.
Kalmaktan yoruldum. Bir şans daha tanımaktan yoruldum.
Gitmekten, terk etmekten, uzaklaşmaktan yoruldum.
Umutlanmaktan, ümit etmekten yoruldum.
Beklemekten yoruldum, biraz daha zaman tanımaktan yoruldum.
Sevmekten yoruldum. Güvenmekten yoruldum.
Çaba harcadıklarıma harcanmaktan yoruldum.
İçimde biriktirip tüm bunları taşımaktan yoruldum.
İnce ince düşünüp üzülmekten yoruldum.
Kalbimin defalarca aynı yerden kırılmasından yoruldum.
Kırılmaktan yoruldum. Kırılıp yaralanmaktan yoruldum.
Böyle bir dünyada temiz kalmaya çalışmaktan yoruldum.
Çekildim kendi içime, kalabalıklardan yoruldum.
Kalabalıklar içinde yapayalnız kalmaktan yoruldum.
Tek tek üzerime devrilen hayallerimden yoruldum.
Aradan değil üzerimden geçen zamandan yoruldum.
Geçmişten, geçmemişten, şimdiden yoruldum.
Gelecekten yoruldum. Hiç bir zaman gelmeyecekten yoruldum.
Lafın anlamsızından ve uzunundan yoruldum.
Uzun lafın kısasını söylemekten yoruldum.
Yoruldum.
Yorulmaktan yoruldum.
(Bazı Yalnızlıklar İyidir)

AYDIN BOYSAN’DAN

Neymiş efendim..
Atatürk rakı içiyormuş.
Aslandı o, aslan…
Aslan sütü içecek tabii.
Hadi siz “dönülmez akşamın ufkundayız” diye ince ince başlayın, ben de size yıllar önce yazdığım yazıyı anlatayım…
İçki yasaklanabilir.
Bence mahzuru yok.
Ama rakı asla…
Çünkü takunyalılar öyle zanneder ama, aslında “içki” değildir rakı.
Yurt sevgisidir örneğin…
İki tek attın mı, “n’olacak bu memleketin hali?” diye endişelenmezsin aksi olsa!
Tıp bazen çaresizdir…
O ilaçtır.
Gurbete bile iyi gelir.
Kontörsüz muhabbettir.
Büst gibi oturan adamın bile çenesini açar, gülümsetir.
Kahkahadır.
Acısıyla tatlısıyla hatıraları kaydeden hard disk’tir.
Botoks’tur bir nevi.
En kaknemi bile bir başka görünür gözüne…
Çirkin kadın yoktur, az rakı vardır.
İçilir, güzelleşilir.
Herkesin gençlik hatası olabilir…
Bira içersin.Sonradan para kazanıp tenise başlayınca, şarap içmeyi matah zannedersin . Amerika’da TIR şoförlerinin içtiği viskinin dublesine Etiler’de TIR parası ödersin, ayrı…
Kürkçü dükkánıdır.
Döner dolaşır, gelirsin.
Orhan Gencebay’dır.
Entel barlarda, sosyete kulüplerinde dinlemeye utanırsın…
Ama hepimiz biliriz ki, ezbere bilirsin…
İstediğin kadar ağız burun kıvır, altın plağı hep o alır.
Tatlıses’tir.
Realite’dir.
Çocuktur, ağlarsın.
Hele beyaz peynir ve kavun olursa sağında solunda…
Örgüttür.
PRK…
Ama bölücü değil, birleştirici örgüt.
Türk’ü de içer, Kürt’ü de, Laz’ı da, Çerkez’i de. Sor bak, Ermeni’si de, Rum’u da, Yahudi’si de.
AB’cidir…
Çünkü Rum öyle bir meze yapar ki, helali hoş olsun, Kıbrıs’ı veresin gelir!
Madem gıcıksın rakıya…
Neden balık avlıyorsun o zaman kardeşim?
Şerbetle mi yiyeceksin lüferi?
Ne anlamı var deniz börülcesinin, rokanın, radikanın, cibezin…
İnek miyiz biz?
Yanlış şiir okuyorsun…
Hapse giriyorsun.
(Üstüne, yanlış şair okuyorsun…)
Oku bak…
Ne diyor dünya güzeli Orhan Veli:
Şiir yazıyorum
Şiir yazıp eskiler alıyorum
Eskiler verip musikiler alıyorum
Bir de rakı şişesinde balık olsam…
Aydın Boysan

UZAK DURUN

Okumayan, seyahat etmeyen, öğrenmek için çaba harcamayan ama her konu hakkında fikir belirten, her olay hakkında biliyormuş gibi konuşan insanlardan,
Sözünde durmayan, sık sık özür dileyen, zararsız dahi olsa sık sık yalan söyleyen sahtekârlardan,
Verdiğiniz değeri, yaptığınız iyilikleri inkar eden, sizi bir çırpıda, bir olumsuz davranışınızda yerin dibine sokan, ardınızdan iftiralar atan, adınızdan sağda solda kötü bahseden nankörlerden,
Sizin yanınızda yörenizde, sizin için değil de; bindiğiniz araba için, cebinizdeki para için, itibarınız için, çevreniz için, imkânlarınız için olan, sizin olanlara sizden daha fazla değer veren asalaklardan,
Başkasının lafını size getiren, yüzüne iyi konuştuğu insanın ardından gıybetini yapan, türlü türlü iftiralar atan ve sizin yanınızda başkasının aleyhinde rahatlıkla konuşuyorsa, başkasının yanında da sizin aleyhinizde konuşması muhtemel olan riyakârlardan,
Bir ihtiyacını gidermek, bir işini gördürmek için size türlü türlü övgüler düzüp yalakalıklar yapan ama ardından yok olup giden karaktersizlerden,
Birine yaptığı iyiliği ballandıra ballandıra anlatıp kibir atıyla meydanda dolaşan soytarılardan,
Uzak durun!

BEN DELİYİM

Ben Deliyim
Mutluluğu uzaktan seyrederken cebimde küçük umutlar biriktirir, gözlerimi kapının eşiğine dikerim.
İşte o zaman hayat acı kahve tadı verir, hep içime atarım ama kendimi içine atacak bir yer bulamam.
Anlamayana az gelirim, anlayana çok. Ne yarınlar bir şey bekler benden, ne de ben yarınlardan.
Dedim ya, ben deliyim. Ağlamamaya yemin etmiş gözlerim. Herkes konuştuklarını yazar, bense sustuklarımı.

SEVGİ

Kavgayı,
Bir yaprağın üzerine yazmak isterdim…
Sonbahar gelince yaprak kurusun, dökülsün diye…
Öfkeyi,
Bir bulutun üzerine yazmak isterdim…
Yağmur yağınca bulut yok olsun diye…
Nefreti,
Karların üzerine yazmak isterdim…
Güneş açınca karlar erisin diye…
Dostluğu,
Ve sevgiyi,
Yeni doğmuş tüm bebeklerin yüreğine yazmak isterdim…
Onlarla birlikte büyüsün…
Bütün dünyayı sarsın diye……

UNUTMA

Çocukluğunda oynadığın oyunların bir daha oynanmayacağı gerçeğine inanmaya başladığında dünya denen kütle dönüyor ve büyüyorsundur dost. Fakat büyümenin korkulacak bir şey olmadığını kavraman zaman almasın. Her yaşın ayrı hikayelere kapı açtığını bil. Bu, benden sana küçük sır olsun. Geçmişi kabullen, öyle ya da böyle geçti, yapacak hiçbir şeyin yok. Bugününe sarıl. Gelecek, hep hayalini kurduğun o en güzel, en mutlu anları barındıran bir gemi olsun. O gemi için dalgalarla savaş ve hep kendi geminin kaptanı kendin ol. Hayat denen uzun yol seni hiçbir zaman korkutmasın. Düşeceksin, kalkacaksın. Bugün kaybedeceksin, yarın kazanacaksın. Ve her seferinde düştüğün yerden daha güçlü kalkacaksın. Her düşüşünde zedelenen dizlerinin acısını bir müddet unutmayacaksın, ama sonra geçecek. Seni gerçekten mutlu eden bir kalbin yanında tüm ağrıların dinecek, tüm dalların çiçek açacak. Acılarını hatırlamayacaksın dost. O en saf duyguya, aşka inanmaktan vazgeçme. Sarıldığında göğüs kafesindeki boşluğu dolduran kalp atışları huzurun oluyorsa, sarıl ona. Kenetlen. Sev, çok sev. Her yüze gülenin dost olmadığını, sahte gülücüklerin, gereksiz cümlelerin seni doyuramayacağını tecrübe etmene gerek yok. Samimiyetsiz ilişkilere nerede nokta koyacağını bil. Her şeye rağmen umut etmeye devam et. Gelecek güzel günler hep bir adım uzakken uzanıp yakala. Pes etme. Zaman, her ömre sunulmuş en büyük armağanken ondan korkma.
Güzel Şeyler Zaman Alır.