Başkalarının

Başkalarının;
Harika olmasını bekleme
Seni affetmesini bekleme
Doğru şey yapmasını bekleme
Sana saygı duymasını bekleme
Düşüncelerini okumasını bekleme
Her zaman sana katılmasını bekleme
Senin onlara davrandığın gibi sana davranmasını bekleme

İnsanlar

İnsanlar;
Kim ile arkadaş?
Kim ile dost?
Kim ile kardeş olur?
Anton Çehov der ki;
İnsanlar;
Eğlenebildikleriyle arkadaş,
Anlatabildikleriyle dost,
Ağlayabildikleriyle kardeş olurlar.

KİTAP OKUYUN

Kitap Okuyun
1- Hayat dolu yaşamak için
2- Geleceği anlamak için
3- Yaşamı sorgulamak için
4- Geçmişi öğrenmek için
5- Bilgi almak için
6- Dilinizi korumak için
7- Zihninizi korumak için
8- Dünyayı keşfetmek için
9- Doğru kararlar verebilmek için

Kazanan

Bilki başına gelen hiçbir şey seni üzmek için gelmedi. Sana bir şeyler öğretmek için geldi. Kötü insanların hiç biri canını acıtmak için girmedi hayatına. İyiyi kötüden ayır diye girdi. Hepsi yanlışı doğruyu görmen içindi. Üzülmek yerine öğren. Kötülük yerine iyiliği seç. O zaman kazanan sen olacaksın.

Oluverir

Oluruna bırakmayı öğrenmek lazım bazen, detaylı düşünmemek, çaba sarf etmemek. Çünkü en güzel şeyler olacağı varsa aniden oluyor. Kurcalamak noksan aramaktır. Kafa karıştırır. Oluruna bırakmak düşündürmez, anı yaşarsın. Ve tüm güzel şeyler kendini aniden belli eder, oluverir.

Anlatılmayacak Duygular

Başka kimseye anlatılmaması gereken bazı duygular vardır. Bunlar ne kadar güzel ne kadar yüce olursa olsun, başkasına anlattığında onun anlayış düzeyine indirgemiş ve hatta tahmin edilmesine izin vermiş olursun.
Tolstoy’un Günlüğünden

Arkadaş Nasıl Olmalı

Arkadaş nasıl olmalı?
Arkadaşlarınızla paylaştığınız şeyler dedikodudan, sigara içmekten, akşam gezmelerinden daha derin olmalı. Sabah kahvaltıya gidebileceğimiz, omzunda ağlayabileceğiniz arkadaşlar edinin. Size inanan ve sizi kötü durumlarda dinleyip her durumda destekleyebilecek arkadaşlar edinin.

Ama İnsan

İsterdim ki insan biraz sevgi görünce uzaklaşmasın.
Değer verildiğini hissedince bunu suiistimal etmesin.
Samimiyet karşısında hadsizleşmesin.
Biraz olsun elindekinin kıymetini bilsin.
Bu zaten elimde rahatlığıyla değersizleştirmesin.
Ama insan.

Yaz 2018

Hatay’ın arka sokaklarında dolanırken kapısı aralık avlulu bir evin içine giriverdim. Adetim değildir izinsiz bir yer girmek. Ama ev çekti beni. O kadar huzurluydu ki. Sanki başka bir dünyanın kapısını aralamış gibi hissettirdi. İpte beyaz sabun kokulu çamaşırlar. Asmadan gelen üzüm kokuları, karşı odadan çocuk cıvıltıları. Pardon birine mi baktınız sesiyle kendime geldim. Yaşlı amca şaşkın şaşkın bana bakıyordu. Gülümseyerek evin beni çağırdığını söyledim. Gel bir çay ikram edeyim de anlat bakalım ev kulağına neler fısıldadı, dedi.
Yaz 2018

Kintsukuroi

“Japonlar kırılan eşyalarını tamir ederken, kopan veya kırılan parçanın yerini altınla doldururlarmış.
İnanışa göre, bir eşya ya da insan hasara uğramışsa, acı çekmişse, o bundan sonra bir hatıraya sahiptir, ders almıştır ve artık olduğundan çok daha güzel ve değerlidir.”
(Kintsugi [Altınla birleştirme] / Kintsukuroi [Altınla tamir] sanatı)
Japonlarda altına duyulan saygı pasını göstermemesinden geliyor. Mesela geleneksel konutlardaki yapı elemanlarının çerçevelerinde veya eşyalarda altını tercih ediyorlar. Çünkü konut genel olarak merkeze doğru karanlıklaşıyor. Shojiler ışığı homojen olarak içeri alırken, amaç parlaklık değil aydınlık yaratmak. Bu homojen ışığın içeride yansıtılması gerekiyor ki, merkezdeki gölgelerde ışık belirebilsin.
İşte bu sebeple paslanmayan altını tercih ediyorlar. Zaman geçiyor, ahşabın rengi kararıyor, fakat üzerindeki altın varaklı izler parıldamaya devam ediyor. “Tıpkı yerini yavaşça karanlığa bırakan gün batımındaki sarı yaldız gibi” diyor buna Tanizaki, Gölgeye Övgü’sünde.
Kintsugi’de, mecazen kırılan kalbin altınla onarılan kısmının bir daha kırılıp paslanamayacak olması ile gelen zaman direnci, kalbin ancak bu haliyle karanlıkta ışığı yansıtma yeteneğine erişmesi ile dengeleniyor.
Alıntı

Fotoğraf

Şimdi ikimizin bir fotoğrafı olmalıydı ama öyle duvara asmalık değil.
Cüzdanda taşımalık da değil.
Telefonda saklamalık hiç değil.
İstiyorum ki kitap arasında unutulmalık bir fotoğrafımız olsun.
Bundan üç yüz yıl sonra birisi o fotoğrafı bulsun ve desin ki:
“Bir adam, bir kadına nasıl bu kadar güzel bakar?”
Ahmet Batman