ANNE OLMAK
Bir arkadaşım dedi ki anne olmak kalecilik gibi. 100 tane gol kurtarıyorsun, bir tane yedin mi fark etmiyor hemen kötü kaleci oluyorsun. O kadar doğru ki yap yap yap bir yerden patlayınca hemen “yapamıyorum” a bağlanıyor insan.
Zaman içinde bunu içsel bir çatışma sanıp kendimle çözemeye çalıştım. Sonra bir gün kafamda bir ışık yandı. Bu karşılıksız bir duygu değildi. Kızımın aldığı ebeveynlik eksik kalıyor ben yetemedikçe, bir yerlerden patlıyordu. Eğer aldığı ebeveynlik yetmiyorsa o zaman ben yettiremiyorumdur aklıma başka bir şey gelmiyordu.
Sonra bir gün terapistim çocuğu sperm donörüyle mi yaptığımı sordu 😂 Kala kaldım. Bana dedi ki “Kadınlar kendilerini ezen çarkların farkında değiller. Kimse tek başına bir çocuğun ebeveynlik ihtiyacını karşılayamaz. Eksik kalan kısım seninle ilgili değil çok uzun zamandır iki kişinin işini tek başına yapıyorsun. Ve bu işi tamamen kendi işin sanıyorsun”.
İki kişinin işini tek başına yapmak ve bunu normal sanmak, Bu sözler Türkiye’de anne olmanın özeti.
Bir arkadaşımın eski kocası çocuğunu Eurodisney’e götürdü. Etrafımızdaki bütün kadınlar “ay ne kadar iyi bir baba.” diye alkış tuttular. Annenin yüzünü gördüm. Ne hissedeceğini ne düşüneceğini bilemez halini gördüm. Çocuk 10 yaşında. Oturdum hesapladım. Bir çocuğu bir anne 10 yaşına kadar 6 bin 300 kere uykuya yatırıyor. Hiç kimse o anneye “neeee bu çocuk 6300 kere uykuya yattı ve hepsini sen mi yaptın! Evliya gibi kadınsın” demiyor. Anne de durumun farkında değil, çocuğunu uykuya yatırmaktan bıktığı için vicdan azabı ile kıvranıyor.
Toplumsal sorunları terapi ile çözemeyiz arkadaşlar. Buradan çocuğunu her akşam uykuya yatırmak zorunda olan annelere sesleniyorum. O 6300 uykunun sadece 3150’si senindi. Yorgunsan, bıkkınsan, isteksizsen bunun nedenin başkasının işini yapman olduğunu bilmeni isterim. Bunun normal olmadığını bilmeni isterim. Hissettiğin “yetersizlik” senin değil.
Bugün bir şey yapalım mı? Etrafımızdaki bir anneyi “kendi işi” olarak gördüğü kimsenin takdir etmediği bir konuda takdir edelim.
Sevgili anne sana sarılıyorum ve duymaya alışık olmadığın şeyi sana söylüyorum: “Neeee, bu çocuğu her akşam sen mi yatırıyorsun! 😳 Sen ne kadar iyi bir annesin!”👏
Genel
Kendini İyi Hissetme Paketi
KENDİNİ İYİ HİSSETME PAKETİ
İçinde kendini iyi hissettiğin kıyafetleri giy
Enerjini yerine getirecek bir şarkı aç
Mis gibi bir kahve yap
Güzel bir kitap sipariş et
Gökyüzüne bak, derin bir nefes al ve dilek tut
Seni çok eğlendiren bir anını hatırla
Cahil
Bir cahille neden tartışmamalıyız?
Cahil insanla tartışmayın; önce sizi kendi seviyesine çeker, sonrada tecrübesiyle yener.
Aynı Ruhu Yaşamak
Ayrı bedenlerde, aynı ruhu paylaşırsın. Aranızda mesafe olsa da bir gün anlam veremediğiniz bir şekilde karşılaşır ve dinlemeye başlarsınız hikayenizi. Planlar yapar, haritalar çizersiniz başka yerlere gidip dünyayı ve kendinizi güzelleştirmek adına. Yanınızda olmasa da her adım atışınızda, her nefes alışınızda varlığını hissetmek içinizi ısıtır.
Affetmeyin
“Size sıradan biri gibi davranan, önceliği siz olmayan, varlığınızı unutan ve kırıldığınızı bildiği halde umursamayan insanları sakın affetmeyin. Çünkü vefasızlık bazılarının kişiliğidir.”
Mediha Öğretmen
Okulun ilk gününde, 5. sınıf öğretmeni Mediha hanım sınıfta öğrencilerine baktı, hepsini aynı derecede sevdiğini söyledi. Ancak bu imkânsızdı, çünkü ön sırada oturduğu yerde bir yana kaykılmış, adı Mustafa Yılmaz olan bir erkek çocuk vardı.
Mediha öğretmen, bir yıl önce Mustafa’yı izlemiş ve diğer çocuklarla iyi oynamadığını, elbiselerinin kirli olduğunu, sürekli olarak kirli dolaştığını gözlemlemiş, ilave olarak Mustafa tatsız olabiliyordu.
Öyle bir noktaya geldi ki, Mediha öğretmen onun kâğıtlarına kırmızı kalem ile kırmızı büyük işaretlemekten, kalın çarpılar (x) yapmaktan ve kâğıdın üstüne büyük harflerle zayıf yazmaktan zevk alır oldu.
Mediha öğretmenin okuldaki her çocuğun geçmiş kayıtlarını incelemesi gerekiyordu, Mustafa’nın kayıtlarını en sona bıraktı. Ancak, onun durumunu gözden geçirdiğinde, bir sürprizle karşılaştı.
Mustafa’nın birinci sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:
“Mustafa gülmeye hazır parlak bir çocuk. Ödevlerini derli toplu ve temiz yapar, çok terbiyeli. Onun etrafta olması çok eğlenceli”
İkinci sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:
“Mustafa mükemmel bir öğrenci, sınıf arkadaşları tarafından çok seviliyor, ama annesi ölümcül bir hastalığa yakalandığı için sıkıntı içinde ve evdeki yaşamı mücadele içinde geçiyor.”
Üçüncü sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:
“Mustafa’nın annesinin ölümü onun için çok zor oldu. Mustafa elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor, ama babası ona ilgi göstermiyor ve eğer bazı adımlar atılmazsa evdeki yaşamı yakında onu etkileyecek.”
Dördüncü sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:
“Mustafa içine kapanık ve okulda derslere çok fazla ilgi göstermiyor. Çok fazla arkadaşı yok ve bazen sınıfta uyuyor.”
Bunları okuyan Mediha öğretmen problemi kavradı ve kendinden utandı. Öğrencileri ona güzel kurdelelerle ve parlak kâğıtlara sarılmış hediyeleri getirdiğinde bile kendini çok kötü hissediyordu. Mustafa’nın hediyesini alıncaya kadar bu böyle devam etti. Mustafa’nın hediyesi; Bir marketten aldığı kalın, kahverengi ambalaj kâğıdı ile beceriksizce sarılmıştı.
Mediha öğretmen onu diğer hediyelerin ortasında açmaktan acı duydu. Paketten, taşlarından bazıları düşmüş yapma elmas taşlı bir bilezik ve çeyreği dolu olan bir parfüm şişesini çıkarınca çocuklardan bazıları gülmeye başladı.
Ama o, bileziğin ne kadar güzel olduğunu haykırdığında çocukların gülmesi kesildi. Bileziği taktı ve parfümü bileklerine sürdü. Mustafa, o gün okuldan sonra öğretmenine şunu söylemek için bekledi.
“Öğretmenim bugün aynı annem gibi kokuyordunuz. ‘
Çocuklar gittikten sonra, Mediha öğretmen en az bir saat ağladı.
O günden sonra, okuma, yazma ve aritmetik öğretmeyi bıraktı. Bunun yerine, çocukları eğitmeye başladı. Mustafa ya özel ilgi gösterdi. Onunla çalışırken, zihni canlanmaya başlıyor görünüyordu. Onu daha fazla teşvik ettikçe, daha hızlı karşılık veriyordu. Yılın sonuna doğru, Mustafa sınıfın en zeki çocuklardan biri oldu ve tüm çocukları aynı derecede sevdiğini söylemesine rağmen, Mustafa onun gözdelerinden biri oldu.
Bir sene sonra, Mediha öğretmen kapısının altında, bir not buldu, Mustafa, ona hala tüm yaşamında sahip olduğu en iyi öğretmen olduğunu söylüyordu.
Altı yıl sonra Mustafa’dan bir not daha aldı. Liseyi bitirdiğini, sınıfında üçüncü olduğunu ve onun hala hayatındaki en iyi öğretmen olduğunu yazmıştı.
Bundan dört yıl sonra, bazı zamanlar zor geçmesine rağmen okulda kaldığını, sebatla çalışmaya devam ettiğini ve yakında kolejden en yüksek derece ile mezun olacağını yazan başka bir mektup aldı. Yine Mediha öğretmenin tüm yaşamında ki en iyi ve en favori öğretmeni olduğunu yazmıştı.
Sonra dört yıl daha geçti ve başka bir mektup geldi. Bu kez fakülte diplomasını aldığını, biraz daha ilerlemeye karar verdiğini açıklıyordu. Mektupta, onun hala karşılaştığı en iyi ve unutulmaz öğretmen olduğunu açıklıyordu. Ama şimdi ismi biraz daha uzundu. Mektup söyle imzalanmıştı,
Prof. Dr. Mustafa Yılmaz ( Tıp Doktoru)
Öykü burada bitmiyor. Görüyorsunuz, ortaya çıkan başka bir mektup var. Mustafa bir kızla tanıştığını ve onunla evleneceğini söylüyordu. Babasının birkaç hafta önce vefat ettiğini açıklıyor ve evlenme töreninde Mediha öğretmenin damadın annesine ayrılan yere oturup oturamayacağını soruyordu.
Şüphesiz Mediha öğretmen bunu sevinçle kabul etti.
Tahmin edin ne oldu?
Taşları düşmüş olan o bileziği takti. Dahası, Mustafa’nın annesinin kullandığı parfümden sürdü.
Birbirlerini kucakladılar ve Prof. Dr. Mustafa, Mediha’nın kulağına şöyle fısıldadı,
“Bana inandığınız için çok teşekkür ederim, öğretmenim.” “Bana önemli olduğumu hissettirdiğiniz ve bir fark meydana getirebileceğimi gösterdiğiniz için”
Mediha öğretmen, gözlerinde yaşlarla, “Mustafa, yanlış şeylere sahiptim…. Bir fark meydana getirebileceğimi bana öğreten sensin. Seninle tanışıncaya dek, nasıl öğreteceğimi bilmiyordum”
Birinin hayatında bir fark oluşturmaya çalışın.
81 İL, 81 TAVSİYE
81 İL, 81 TAVSİYE
01 Adana kebap ye
02 Nemrut’ta günbatımını izle
03 Zafer Müzesi’ni ziyaret et
04 Meteor Çukuru ‘nu gör
05 Amasya Kalesi’ne çık
06 Atakule’den manzarayı izle
07 Yanartaş Efsanesini gör
08 Şavşat Karagöl’de konakla
09 Zeus Mağarası’na git
10 Şeytan Sofrasından manzarayı izle
11 Şeyh Edebali Türbesi’ne git
12 Yüzen adayı gör
13 Bitlis Çarşısı’nda alışveriş yap
14 Gölcük Tabiat Parkı’na git
15 Salda Gölü’ne git
16 İnkaya Çınar’ında kahvaltı yap
17 Çanakkale Şehitliği’ni ziyaret et
18 Koca Meşe ile fotoğraf çek
19 Alacahöyük Müzesi’ne git
20 Hierapolis Antik Kenti’ne git
21 Diyarbakır Surlarını gör
22 Meriç kıyısında kahveni yudumla
23 Harput Kalesi’ne git
24 Ekşisu Kaplıcalarına git
25 Cağ kebap ye
26 Odun Pazarı evlerini gör
27 Fıstıklı baklava ye
28 Kümbet Yaylası’na çık
29 Karaca Mağarası’na git
30 Cennet-Cehennem Vadisi’ni gör
31 Harbiye Şelalesi’ne git
32 Lavanta Vadisi’nde selfie yap
33 Kız Kalesi’ne karşı çay iç
34 Kuzguncuk turu yap
35 Kordon’da boyoz ye
36 Ani Harabeleri ‘ne git
37 Horna Kanyonu’nda yürüyüş yap
38 Erciyes Dağı’nda kayak yap
39 Limanköy’de piknik yap
40 Seyfe Gölü’ne git
41 Maşukiye’de alabalık ye
42 Semazen gösterilerini izle
43 Dumlupınar Şehitliği’ni ziyaret et
44 Kayısı bahçelerine uğra
45 Sardes Antik Kenti’ni gör
46 Taş Köprü’yü gör
47 Mardin Kalesi’nden günbatımını izle
48 Kelebekler Vadisi’nde kamp yap
49 Malazgirt Kalesi’ni gör
50 Avanos’ta çömlek yapmayı dene
51 Alaaddin Cami’ye git
52 Perşembe Yaylası’nda yürüyüş yap
53 Anzer Yaylası’na git
54 Sapanca Gölü’nde kahvaltı yap
55 Bafra pidesini tat
56 Sağlarca Kaplıcası’na git
57 Erfelek Şelalesi’ni gör
58 Tödürge Gölü’nü gör
59 Hora Feneri’nde manzarayı seyret
60 Yağıbasan Medresesi’ni gör
61 Boztepe’de çay iç
62 Munzur Çayı’na git
63 Balıklıgöl’ü gör
64 Ulubey Kanyonu’na git
65 Meşhur Van kahvaltısı yap
66 Çamlık’ta piknik yap
67 Gökgöl Mağarası’na git
68 Ihlara Vadisi’nde yürü
69 Galacoş ye
70 İncesu Mağarası’na git
71 Çeşnigir Köprüsü’ne git
72 Hasankeyf Köprüsü’nü gör
73 Kasrik Boğazı’nı gör
74 Ulukaya Şelalesi’ni gör
75 Yalnızçam Yaylası’nda piknik yap
76 Tuz Mağaraları’nı keşfet
77 Yürüyen Köşk’e git
78 Hıdırlık Tepesi’ne çık
79 Ravanda Kalesi’ni gör
80 Karaçay Şelalesi’ne git
81 Melen Çayı’nda rafting yap
Zihnin Çöp Kutusu Değildir
Ona basit sözler; kaba gündem haberleri, saçma dedikodular atma.
Onu olumsuzluklarla kirletme.
Onu bir toprak gibi gör; attığın tohumlara dikkat et çünkü bunlar da birer tohumdur.
O tohumlar büyüdüğünde zihninde çöplerden oluşan bir yığın kalır geride.
OYSA ZİHNİN EN KUTSAL VE EN KIYMETLİ VARLIĞINDIR.
Onu en değerli düşüncelerle, en saf duygulardan çıkan güzel sözlerle ve kalbini parlatan şükür dolu enerjilerle doldur.
Onu bir gül bahçesine dönüştür.
Hayatınıza Mutluluk Getirecek Tavsiyeler
Hayatınıza Mutluluk Getirecek Tavsiyeler
Yaşam mücadeleniz zorlu işlerle, problemli anlar ile, çelişkilerle, yoğunluklarla derken geçip gitmekte. Bunun sebebi ise sadece kendiniz değil; hayatınızı basitleştirememek. Çocukluğunuzdan beri size gizilce öğretilen bir durum bu aslında…
Zoru başarma hırsının göreceği mükafat ile büyütülürüz, sonrasında tatminkar olmayan ve hep daha fazlasını isteyen bir birey haline geliriz. İnsanlar artık takdir edildiklerini hissetmezler ve dehaya sahip oldukları alanlarda çalışmadıklarını düşünürler. Bu duygular hayatı boşa harcadığımızı ve daha fazlasını aslında kısa yoldan yapabileceğimizi hissettirir. Bu durum her açıdan desteklenir. Mesela reklamlar… Reklamlar farklı ürünleri tanıtsa da bize sürekli verdiği mesaj nedir? ‘’Bunu alırsan işin kolaylaşır, şunu seçersen daha hızlısın, bunu yaparsan mükemmel olursun!’ Tüm bunlar insanoğlunda öyle bir yere tekabül eder ki dayanılmaz olur; disiplinsizlik. Evet disiplin olmadan hayatı kolaylaştırma, daha özgür, hızlı, mükemmel kılma hissiyatı sağlaması çekicidir. Çünkü disiplin bizlere sıkıcı ama şart bir koşul olarak öğretilmiştir. Oysaki olayı çok yanlış anlamışız… Tanıtılan birçok ürün nasıl işe yaramıyorsa, hayatınızı kolaylaştıracağını sandığınız çoğu şeyler aslında sizden çalınan zamanlardır. Disiplinli bir hayat ne yapacağınızı en kestirme yoldan bildiğiniz hayattır. Disiplin demek robot gibi yaşamak değil, zaman tasarrufu ile mutlu olmak için kendinize daha çok vakit ayırmak, yaşamınızı kolaylaştırmaktır. Peki, bu disiplinli, basit yaşanan kolay hayatı nasıl sağlayabiliriz?
En önemlisi öncelikle neyin ‘yeterli’ olduğunu bilmeniz, bilmiyorsanız keşfetmenizden geçmektedir. Gerçek ihtiyaçlarınız neler; bir ev, bir araba, daha çok alışveriş mi? Yoksa sağlıklı zaman geçirmek mi? Maddi ihtiyaçların altında ki asıl arayışlarınız neler? Sürekli aşılan kredi kart limitleri gerçek ihtiyaçlarınız için mi hakikatten?
-Hayatınızdan fazlalıkları ardınıza bakmadan atın. Kullanmadığınız tüm eşyalar, gereksiz elbiseler hayatınızı fark etmediğiniz şekilde sıkıştırmaktadır. İç huzurunuz için öncelikle sizi saran gereksiz her şeye hoşça kal derseniz, gerçek ihtiyaçlarınız neler olduğunu anlayarak disiplininizi oluşturursunuz.
-Hayatı basit yaşamaya çalışın. Zoru başardığınızda mükemmel olabilirsiniz ama sizi kalıcı mutlu eden bu olmayabilir. Sizin için zoru başarmak, sizi mutlu eden şeylere vakit ayırmak neden olmasın? Çünkü en zoru bu; neredeyse vaktimizi en az ayırabildiğimiz kendimiz aslında en büyük ihtiyacımız.
-Neyi seviyorsanız onu yapın. Evet disiplin anlayışının en fazla beslendiği cümleniz bu olmalı. İlgi alanlarınızı belirleyin, sevdiğiniz her şeyi mutlaka yapın, bunu bir disiplin haline getirerek rutinlerle atlamadan yapın.
-Kötü gözüken her şeyi abartmayın, kurmayın, çoğaltmayın ve kötüyü çağırmayın. İyiliğe ve iyi olabilecek geleceklere odaklanın disiplininizi ve enerjinize buraya yöneltin.
Sizi saran gereksiz her şeye hoşça kal deyin!
Şuraya Buraya
Sana buraya bazı şeyler koyuyorum. Yol boyunca aklında olsun. Lazım olursa açar okursun. Olmazsa da olsun, bir zararı yok burada dursun.
Şuraya bir cümle koydum. Bırak, acımızı birileri duysun. Hem zaten şiir niye var? Dünyanın acısını başkaları da duysun!
Acı mıhlanıp bir kalpte durmasın. Orada dursun. Olur ya biri eline alır okşar, biri alnından öper. Az unutursun.
Buraya tabiatı koydum. Ağaçları, suyu, ovayı, dağı. Onlar bizim kardeşimiz, çok canın sıkılırsa arada onlarla konuşursun.
Buraya, küçük mutlu güneşler koydum. Günlerimiz karanlık ve çok soğuyor bazı akşamlar, ısınırsın.
Buraya bir inanç bir inat koydum. Tut ki unuttun, tekrar bak, o inat neyse sen osun.
Buraya yolun yokuşunu koydum. Bildiğim için yokuşu. Zorlanırsa nefesin, unutma, ciğer kendini en çabuk onaran organ, valla bak, aklında bulunsun.
Buraya umutlu günler koydum. Şimdilik uzak gibi görünüyor ama kim bilir, birazdan uzanıp dokunursun
Martin Kohlstedt – Leh
UYGUN ÇÖZÜM
Bir akıl hastanesini ziyareti sırasında, adamın biri sorar:
- Bir insanın akıl hastanesine yatıp yatmayacağını nasıl belirliyorsunuz?
Doktor: - Bir küveti su ile dolduruyoruz. Sonra hastaya üç sey veriyoruz. Bir kaşık, bir fincan, ve bir kova. Sonra da kişiye küveti nasıl boşaltmayı tercih ettiğini soruyoruz. Siz ne yapardınız?
Adam: - Ooo ! Anladım. Normal bir insan kovayı tercih eder. Çünkü kova kaşık ve fincandan büyük.
- Hayır, der doktor. Normal bir insan küvetin tıpasını çeker…:)))))))
“Gerçek Akıl, Sadece Bize Sunulan Çözümleri Seçmek Değil, En Uygun Çözümü Bulabilmektir.”
KIYAMAZSIN
Kıyamazsın sevdiğine..
Gerçekten sevmişsen birisini,
Gitse bile kıyamazsın…
En büyük hakaretleri hak eder,
En derin nefretleri hak eder
Ama kıyamazsın.
Ne desen hak eder ama tek kelime
Etmeye elvermez için susarsın…
En kötüsü de ne biliyor musun?
Üzüldüğünü görsen canın yanar,
Mutluluğunu görsen kahrolursun…
TANIDIĞIM EN KALİTELİ İNSANLAR
1- Şükredenler
2- Olumlu düşünenler
3- Kötü konuşmayanlar
4- Düzgün ahlaklı olanlar
5- Korkularıyla yüzleşenler
6- Mazeret uydurmayanlar
7- Negatif yanıt vermeyenler
8- Beklentisiz hareket edenler
9- Zamanında buluşmaya gelenler
10- Beklenmedik anlarda iyilik yapanlar
MEVLANA
Üzülme der Mevlana ve devam eder;
Kızma hiç kimseye yaptıklarından dolayı, aksine teşekkür et,
ihanet edenlere sadakati öğrettikleri için…
Minnet duy yalancılara, doğrunun farkına varmanı sağladıkları için…
Mutsuz edenlere dua et, mutluluğu daha derin hissettirdikleri için..
Herkesi sev, yaşamına bir anlam kattığı için..
Hayat bu yüzden daha güzel, siyahlar beyazı fark ettirdiği için…
EN BÜYÜK
“SAĞLIK” En Büyük Hediye,
“TOK GÖZLÜLÜK” En Büyük Zenginlik,
“GÜVEN” En Büyük Akraba,
“SEVGİ” En Büyük Mutluluktur.
ZOR ÇOCUKLARA YAKLAŞIM
Zor çocuklara yaklaşımda temel ilkeler
- Dinleyin
- Kişiliğine saygı gösterin
- Tuzaklarına düşmeyin (Sizi sinirlendirebilirler, tuzağa düşmeyin)
- Sürekli ve sabırlı olun
- Kötü davranışlar yerine iyi davranışlara konsantre olun
- Onu değil, davranışlarını eleştirin
GİTMESİNE İZİN VER
Bazı şeylerin gitmesine izin vermek işte bu nedenle çok önemlidir. Onları serbest bırakmak. Gevşek olanı kesmek. İnsanların hiç kimsenin işaretli kağıtlarla oynamadığını anlaması gerekiyor; bazen kazanırız ve bazen de kaybederiz. Hiçbir şeyi geri almayı bekleme, yaptıkların için takdir edilmeyi bekleme, ne kadar zeki olduğunun keşfedilmesini bekleme ya da aşkının anlaşılmasını. Daireyi tamamla. Gururlu, yetersiz ya da kibirli olduğun için değil, sadece artık onun senin yaşamında yeri olmadığı için. Kapıyı kapat, plağı değiştir, evi temizle, tozdan kurtul. Geçmişte olduğun kişi olmayı bırak ve şu anda kimsen o ol.
Paulo Coelho
WARREN BUFFETT
85 milyar dolarlık servetiyle dünyanın en başarılı yatırımcısı Warren Buffett’tan parayla ilgili 5 öğüt;
Yatırım: Asla tüm yumurtaları aynı sepete koyma
Risk: Suyun derinliğini asla iki ayağınla test etme
Harcama: İhtiyacın olmayan şeyleri alırsan, ihtiyacın olan şeyleri satmak zorunda kalırsın
Yatırım: Tek gelire bağlı olma. Her zaman ikinci bir kaynak oluşturmak için yatırım yap.
CANLILAR KAÇA AYRILIR?
Canlılar kaça ayrılır ?
Öğretmeni soruyor çocuğa:
- Canlılar kaça ayrılır?
- Dörde ayrılır öğretmenim diyor çocuk.
- Bana yanlış gibi geldi ama say bakalım.
- Bitkiler, Hayvanlar, İnsanlar, Çocuklar…
- Çocuklar da insan değil mi oğlum?
- Haklısınız, o zaman canlılar üçe ayrılır öğretmenim…
- Peki, şimdi yeniden say bakalım.
- Bitkiler, Hayvanlar ve Çocuklar…
- Oğlum insanlara ne oldu?
- Kalplerinde sevgiyi yeşertip düşünebilenleri hep çocuk kaldılar, diğerleri de hayvanlaştılar öğretmenim.
KENDİME NOT
Çevrene pozitif enerji yayan biriysen eğer daha dikkatli olacaksın.
Kafalarında yarattıkları saçma bir dünyayı senin kafana geçirerek enerjini çalmalarına izin vermeyeceksin.
Hayatta sadece sorunları olduğunu düşünenleri anlamak zorunda bırakmayacaksın kendini.
Hayatın gerçek bir mucize olduğunu, şiir gibi güzellikleri bağrında taşıdığını, hayatın her insana bir şekilde gülümsediğini anlamayanlarla uğraşmayacaksın.
İlişkilerinde sadece sorunlarını dile getiren, yaşadıkları onca güzelliği yok sayan insanlara bir dakikanı bile ayırmayacaksın.
Hakkında hiç bir şey bilmedikleri halde konuşmaya kalkanları susturacaksın.
Değerinin farkında olmayanlardan uzak duracaksın. Değerini bilerek yok saymaya çalışanlara ise haddini bildireceksin.
Fındıkkabuğunu doldurmayan işlerle boğuşmanı sağlamaya çalışan insanları sileceksin defterinden.
Gülüşlerini çalmaya kalkanları çıkaracaksın hayatından.
İlişkileri bir yük haline getirenleri uzaklaştıracaksın yanından ve ilişkinin mutluluk getirmesi gerektiğini yazacaksın kafana.
Velhasıl, onca yılını vererek ışıl ışıl bir enerji deposuna çevirdiğin beynini düşünerek, beyinsizlere ezdirmeyeceksin kendini…
Frank Sinatra